Kalp..
Çoktan öğrendik ki beden ile can orada karışıyor, Allah ile kul orada buluşuyor, seven ile sevilen orada kavuşuyordu. Fizik duyguya, kas yığını cevhere dönüştüğündeyse Şark coğrafyalarında bir gönül medeniyeti kurulmuştu. Artık kalp, medeniyetin merkezindeki hükümdar; benzeyişleri ve benzetilişleri olan bir efendiydi.
Kalp...
Bir med ve cezir içinde sürekli kabarıp alçalan kas yığını. Et ve kan; madde ile mâna... Kış ile bahar, hüzün ile keder, hasret ile özlem... Harman harman... Zıtlıklar arasında durmadan dalgalandığı, halden hâle girdiği için adına "kalp" demişiz. Sözlükteki anlamı "bir şeyi bir yönden öteki yöne çevirmek."
"..Sen, önce bana, o tatsız ve sıkıcı anlatışınla hayat-ı hakikiyeni nakledersin.." Turgut tamamladı: "Sonra sen de uykusuz geçen kâbuslu bir gecenin sabahında, on bininci fincan kahveni yudumlar ve sokak satıcılarının pencereden sızan seslerini dinlerken, 'Kahramanlar Marşı'nın son notalarını kâğıda geçirirsin." Selim, sabırsızlıkla karşılık verdi. "Oldu, evet, anlaştık. Dolmakalemimize kan doldurup yazacağız bu satırları. Ve ben, bir avuç toz olduktan sonra bile, senin destanın ağızlarda dolaşacak..."