Tozpembe olmayan gerçekçi bir umudun' türküsünü dillendiren yazarımız bu kitabı ile akıllara kazınmış, okunmuş, izlenmiş, irdelenmiş, tartışılmış ve özümsenmiş. Okuyup kenara koyamayacağız denli sarsıcı bir gerçekliğe sahip olan eser insan doğası, toplumlar arasındaki inanılmaz uçurumu, dönemin buhranı, sınıfsal eşitsizliklerin harmanından oluşuyor.
Belki kitabın en can alıcı noktalarından biri olan şu alıntıyı bırakmadan edemeyeceğim; "İNSANIN İYİ OLMAK İÇİN AKLA İHTİYACI YOKTUR." Bu da iyiliğin ve tercihlerin bazen akıldan çok daha ötesine dayandığını, istemenin ve hissetmenin ruh ile ince bir ilişkisi bulunduğunu gösteriyor. Dostluğun çok ötesindeki fedakarlığın sıcaklığı ile insanın her şeye rağmen koruyup kollama, sahip çıkmasıyla hayatın hiç de hayal edildiği gibi olmadığının kazançlar ve kayıplar ile insanı insan yapanın tercihleri ve yanlışları ve tabii insanın hatalarına rağmen insan olduğunun en güzel örneklerinden.
Bizi biz yapan, içimizdeki o koca oyukları oluşturup sonra onları doldurma telaşına düşüren de yine aynı hayatın kendisi değil mi?