Yunan mitolojisinde mutluluğa dair bir hikayeye göre; Tanrılar, insanlar mutluluğu arasın ve böylece kıymetli olsun diye saklamaya karar verirler. Biri "Göklerin en uzağına saklayalım." diğeri "Denizin en dibine..." öbürü "Ormanın en kuytusuna saklayalım." der.
Sonunda biri de der ki, "İçlerine saklayalım. Oraya bakmak akıllarına gelmez."
Tozpembe olmayan gerçekçi bir umudun' türküsünü dillendiren yazarımız bu kitabı ile akıllara kazınmış, okunmuş, izlenmiş, irdelenmiş, tartışılmış ve özümsenmiş. Okuyup kenara koyamayacağız denli sarsıcı bir gerçekliğe sahip olan eser insan doğası, toplumlar arasındaki inanılmaz uçurumu, dönemin buhranı, sınıfsal eşitsizliklerin harmanından oluşuyor.
Belki kitabın en can alıcı noktalarından biri olan şu alıntıyı bırakmadan edemeyeceğim; "İNSANIN İYİ OLMAK İÇİN AKLA İHTİYACI YOKTUR." Bu da iyiliğin ve tercihlerin bazen akıldan çok daha ötesine dayandığını, istemenin ve hissetmenin ruh ile ince bir ilişkisi bulunduğunu gösteriyor. Dostluğun çok ötesindeki fedakarlığın sıcaklığı ile insanın her şeye rağmen koruyup kollama, sahip çıkmasıyla hayatın hiç de hayal edildiği gibi olmadığının kazançlar ve kayıplar ile insanı insan yapanın tercihleri ve yanlışları ve tabii insanın hatalarına rağmen insan olduğunun en güzel örneklerinden.
Bizi biz yapan, içimizdeki o koca oyukları oluşturup sonra onları doldurma telaşına düşüren de yine aynı hayatın kendisi değil mi? Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck
12 Eylül döneminde annesiyle birlikte hapishanede olan Barış'ın, tahliye olan ve çok sevdiği İnci'ye yazdığı mektuplardan oluşuyor kitap. Feride Çiçekoğlu'nun hayatından bir kesit. Konusunu uzun uzadıya anlatacak değilim ama her satırda bir çocuk masumiyetinin ve saflığının olması insanı kalbinden vuruyor. Onca kadının ve mahrumiyetin arasında çocukluğunu yaşamaya çalışan (ya da hiç yaşayamayan mi demeliydim?) küçük bir çocuk... Demir parmaklıkların soğukluğu yüzünüze çarparken Barış'ın umut dolu sıcaklığı yüreğinizi ısıtıyor. Söylenecek, yazılacak ne kadar çok söz var bu kitap üzerine! 2022'de maalesef hâlâ yerimizde sayıyoruz bazı konularda. Barış'ın, mektuplarının İnci'ye ulaşacağı konusundaki umudu bize de bulaşsa biraz diyeceğim ama, bilmem ki sadece umut etmekle ne kadar yol alabiliriz? Filmi olan kitaplarda öncelik her zaman kitabı okumaktır benim için. Lezzeti bambaşka, diye düşünüyorum. İlk fırsatta filmi de izleyeceğim. Bu kadar az sayfa ile bu kadar 'çok' şey anlatabilen, bu kadar gerçek ve yaşam kokan kitaplara hayranım! Barış'ın yanıtsız kalan tüm mektupları iyi ki yanıtsız kalmış demekten kendimi alıkoyamıyorum. Bir de "Bacak kadar boylu kazık kadar adam nasıl olur İnci?" Feride Çiçekoğlu #onikieylüldarbesi #zulüm #adaletsizlik #cezaevikoşulları