Şu anda bilinçli olarak herhangi bir şeyi çözebilmesi de olanaksızdı; şu anda o yalnızca hissediyordu, yalnızca duygular vardı onun için. Diyalektiğin yerini hayatın kendisi almıştı, öyleyse bilinç düzeyinde de bambaşka şeyler edinmesi gerekti.
O günlerde her şeyin bir anlamı vardı. Kendimi hiç boşluktaymış gibi hissetmezdim. Gerçekliğin saçma duvarları arasında sıkışıp kalmazdım. Yaşadıklarım bana onur verirdi...
Güneşin Ölümü
...
Bakma teninin soğuk olduğuna
Bir avuç kor gibiydi
Kim bilir mezarcı o da kimlerin
Canı, gözbebeğiydi
Mezar kaybolmasın
Başucuna bir selvi ağacı dik
Bir ölü ki yaşıyor
Bir ölü ki her yanı delik deşik
...
Adını unutmuşum
Yaşı belki yirmi, belki elliydi
Hayata doymadığı
Açık kalan gözlerinden belliydi
...
O ki koskoca bir güneşti, battı
Doğan günü neylesin