Bireyin ilişki kurduğu her nesne, bireyin düşünsel ve/veya duygusal dünyasında bir iz bırakır. Bu iz ne kadar çok yön ve cephe ihtiva ediyorsa o mertebede derin ve kalıcı olur.
Her insanın içinde bütün insanların ortaklaşa sahip olduğu vasıfların tohumları vardır... Bunlar zaman zaman, kendilerine ayrı olarak gösterirler. Böylece çoğu zaman insan, benliğini korumakla birlikte kendisine hiç benzemeyen bir halde görünür, bazı insanlarda bu gibi değişimler pek göze çarpar.
Kendi kimliğimizi doğru tanımlayıp netleştiremediğimiz sürece modernitenin ürettiklerine hayranlığımız ve onları tanımamakla kendimizi eksik hissetme durumumuz devam eder.
Sanat denilen olgu hayatımızın her safhasında vardır. Biz farkına varsak da varmasak da... Sadece rasyonel ölçülere göre yaşanan işlevsel bir hayat insana asla kâfi gelmez. Ruh, rasyonalitenin çizdiği akli dünyanın dar ve sıkışmış sınırları içerisine hapsedilemez. Kendisi için sığınacak bir liman arar. İşte o sığınılacak limanlardan birisi de sanattır.