Allah der ki “Kimi benden çok seversen onu senden alırım”Ve ekler: “Onsuz yaşayamam” deme,seni onsuz da yaşatırım.
Ve mevsim geçer,gölge veren ağaçların dalları kurur,sabır taşar,canından saydığın yar bile bir gün el olur,aklın şaşar.
Dostun düşmana dönüşür,düşman kalkar dost olur,öyle garip bir dünya.
Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur
“Düşmem” dersin düşersin,”Şaşmam” dersin şaşarsın.
En garibi de budur ya “Öldüm” der durur, yine de “yaşarsın.
Mevlana
Benim hiçbir şeyle yetinemediğimi düşünüyorsunuzdur. Ama işin aslı, içimde artık bulunduğum yerde olmamak için belli belirsiz bir gereksinim, bir istek duyuyordum işte.
Bir insan ya gitmek ister ya da kalmak. Gidenler üzüntüyü çarşaf yapıp üzerine yatar ve o çarşafın üzerinde bin bir zevk içinde hayatla sevişir. Kalanlarsa vasat hayatlarını, bir ürünün taban ve tavan fiyatlarına benzeyen taban ve tavan duygular içinde yaşayarak yerleşik düzenin sokak lambaları haline gelir...
Bizi sadece dehşet etkiler ve her mutluluk haklı olarak bizde yavan olması ihtimaline karşı şüphe doğurur. Hayat bana sadece çocukların, aptalların ve acemilerin gerçekten mutlu olabildiğini ve alabildiğine sevinebildiğini göstermiştir. Ve ancak akıllı adamlar iç huzurun sadece feragat sonunda geldiğini bilebilir. Yığınların yalana nasıl çaresizce sarıldığına, nefreti nasıl da bir meşale gibi taşıdıklarına bir bakın. Çünkü içten içe aldatmacanın ve cehaletin, pis zevklerinin tek sağlam temeli olabileceğini seziyorlar.