İlk hiristiyan teologlara göre, bu dünya da sadece bir yolcu olduğumuzdan, evimizi başımızı soktuğumuz bir sığınak, sahip olduklarımızı fazladan bir yük, arkadaşları da yol üstünde karşılaştığımız insanlar olarak görmemizde fayda vardır.
“Dâvûd paygamber şöyle dua ederdi: Allah’ım, senden seni sevmeyi, seni seven kişiyi sevmeyi, senin sevgine ulaştıran amali isterim. Allah’ım, senin sevgini bana kendimden, ailemden ve soğuk sudan sevimli eyle.” (Tirmizî, Deavât, 72)
Ebû Saîd ve Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse geceleyin hanımını uyandırır da ikisi de namaz kılarsa veya birlikte iki rekât namaz kılarlarsa zâkirîn ve zâkirâtın ( Allah’ı çokça anan erkekler ve hanımların) arasına yazılırlar.” (Ebû Dâvûd, Tatavvu’, 18)
Zâkirîn (الذَّاكِرِينَ): Allah’ı çokça zikreden erkekler demektir.
Zâkirât (الذَّاكِرَاتِ): Allah’ı çokça zikreden kadınlar demektir.
“zikr”, sadece dil ile tesbih, tahmid, tekbir söylemek değil; Allah’ı her hâlde hatırlamak, O’na itaat etmek, emirlerini unutmamak, günahlardan sakınmak anlamına gelir.
“Hamd, Allah’a mahsustur. Biz O’na hamdeder, O’ndan yardım diler, nefislerimizin şerrinden ve yapıp ettiklerimizin kötülüklerinden Allah’a sığınırız. Allah kime hidayet ederse onu saptıracak yoktur, kimi saptırırsa ona hidayet edecek yoktur. Şahitlik ederim ki tek olan Allah’tan başka ilâh yoktur, O’nun hiçbir ortağı yoktur. Muhammed de O’nun kulu ve elçisidir…” (B975 Buhârî, îdeyn,16)
“Allah’ım, bana öğrettiklerinle beni faydalandır. Bana fayda verecek ilmi bana öğret ve ilmimi artır…” رَّبِّ زِدْنِي عِلْماً وَ فَهما و الحقني بالصالحين