Mehmet Poslu

Mehmet Poslu
@MehmetPoslu
Albert Camus – Yabancı
Puan vermedi·110 syf.··
2025 19. kitabı
Albert Camus – Yabancı Roman daha ilk cümlesiyle bizi bir tokat gibi karşılar: “Anne öldü.” Meursault’nun annesine gösterdiği kayıtsızlık, aslında ölüm karşısındaki duyarsızlığı değil; hayata, düzene ve toplumun beklentilerine karşı yabancılığını anlatır. Patronunun izni nasıl karşılayacağını düşünmesi bile onun iç dünyasına dair ilk işarettir: O, duygularını değil dünyanın ondan beklediği rolü düşünür. Camus’nün en güçlü tarafı, iklimi, ışığı, güneşi, mekânı neredeyse bir karakter gibi işlemeye başlamasıdır. Morgda tabutun sökülen vidaları, güneşin ikindi ışığı, sıcak, kum… Bunların hepsi Meursault’nun kaderini belirleyecek atmosferdir. Roman boyunca Meursault hep aynı şeyle sınanır: Bir insan hangi anda ve nasıl duygulanmalıdır? Topluma göre bunun bir kuralı vardır. Meursault için yoktur. Meursault annesinin ölümüne değil, tüm hayata karşı aynı kayıtsızlıkta. Onun kayıtsızlığı, hayatın anlamını yitirmiş olmasından değil; hayatın aslında herkes için aynı döngüden ibaret olduğunu görmesindendir. Patrona söylediği gibi: “İnsan hayatını değiştirmez. Her hayat az çok aynıdır.” Sorgu sürecindeki sahnelerle roman başka bir faza geçiyor. Devlet, adalet, mahkeme ve din; hepsi Meursault’yu yargılamak için değil, bir duygu kalıbına sokmak için harekete geçiyor. Bu nedenle adalet mekanizması ona makul gelirken bile, kendi gerçekliğini korumaya devam eder. Hapisteyken söylediği şu satırlar romanın özünü taşır: “İnsan eninde sonunda her şeye alışır.” Bu noktada Meursault, dünyaya karşı yenik değildir; onu anlamış ve kabullenmiştir. Sonlara doğru ölümle yüzleştiği bölümde söylediği fikir ise Camus’nün “absürd” felsefesinin en açık ifadesidir: Ya otuzda ölmüşsün, ya yetmişte. Fark yok. Çünkü ölüm zaten kaçınılmaz. Bu cümle, Meursault’nun hayatı değil; insanın kaderini
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Mehmet Poslu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·110 syf.··
2025 19. kitabı
Albert Camus
7.9/10 · 137,3bin okunma
Kaplanın Sırtında
Puan vermedi·324 syf.··
2023 2. kitabı
Kaplanın Sırtında – Kitap Yorumu Bugüne kadar II. Abdülhamid hakkında yazılan romanların çoğu, genellikle kendi mahallesinin yazarları tarafından kaleme alındığı için tek yönlü bir bakış açısıyla karşılaşırdık. Bu kez anlatının Livaneli’nin kaleminden çıkmış olması, başta biraz tedirgin edici görünse de romanın ilerleyen sayfalarında bu kaygının yersiz olduğu anlaşılıyor. Livaneli, Abdülhamid’i siyasi kimliği üzerinden tartışmak yerine, onun kişisel yönlerine, kırılganlıklarına ve sürgün yıllarındaki ruh hâline odaklanmış. Roman, II. Abdülhamid’in tahttan indirildikten sonra Selanik’te geçirdiği 3,5 yıllık sürgün dönemini, kendisinin ve ailesinin sağlık bakımından sorumlu olan İttihatçı Tabip Yüzbaşı Atıf Hüseyin Bey’in tuttuğu defterler ışığında anlatıyor. Dönemin siyasi ve toplumsal atmosferi, kahramanların psikolojik çözümlemeleri ve dönemin sosyolojik yapısı oldukça dikkat çekici biçimde ele alınmış. Yazar, ihtilafa açık konuları aktarırken mümkün olduğunca objektif, titiz ve ölçülü bir dil kullanmış. Abdülhamid’in sürgün günlerini, korkularını, tedirginliklerini ve kendisiyle çelişen duygularını okurken, Selanik’in kaybedilişinin bile ne kadar hüzünlü bir fon oluşturduğunu hissediyorsunuz. Osmanlı padişahlığından sefalet ve yalnızlığa uzanan bu yolculuk, hem doktorun gözlemleri hem de Abdülhamid’in iç sesleriyle derinleşiyor. Onun yeniliğe açık bir aydın olması, Avrupa seyahatlerinde hissettiği geri kalmışlık duygusu, buna rağmen istibdatı savunması; sürgün edildiği şehirde hoşnutsuzlukla karşılanması ve kendi başarısını “kurnazlığına” bağlaması romanın önemli temaları arasında. Livaneli, iktidarın geçiciliğini ve tehlikeli doğasını “kaplanın sırtında olmak” metaforuyla çok etkili bir şekilde işlemiş: Güce binmek kolaydır, fakat inmek her zaman acı ve
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202215,6bin okunma
İnci
Puan vermedi·102 syf.··
2025 17. kitabı
John Steinbeck – İnci | Kitap Yorumu Kısacık hacmine rağmen çok derin anlamlar barındıran bu eser, Steinbeck’in yalın diliyle insan doğasının karanlık yanını gösteriyor. Balıkçı Kino, eşi Juana ve bebekleri Coyotito’nun hayatı, denizin dibinden çıkan büyük bir inciyle bir anda değişiyor. O inci artık sadece bir taş değil; umut, özgürlük, gurur ve kaderin ta kendisi. Steinbeck bu sade hikâyede büyük bir alegori kuruyor: İnci, insanın arzularının ve zaaflarının simgesi. Okurken karakterlerin korkusunu, umudunu, hırsını hissediyorsun. Kısa ama düşündürücü bir kitap. Anlatımı akıcı, dili sade. Öykü beklediğim kadar sürükleyici olmasa da “okuduğuma sevindim” dediğim bir eser oldu. Bir inci bulursun… Ve hayatın bir daha eskisi gibi olmaz.
1000Kitap
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,9bin okunma
Yırtıcı Kuşlar Zamanı
Puan vermedi·448 syf.··
2025 18. kitabı
Ahmet Ümit – Yırtıcı Kuşlar Zamanı | Kitap Yorumu Bir Başkomser Nevzat romanı elinize geçtiyse, artık sadece bir okuyucu değilsiniz — o dünyanın bir parçasısınız demektir. O kitabı okumazsınız, yaşarsınız; çünkü Başkomser Nevzat ve ekibi, son sayfaya kadar sizinle birlikte nefes alır. Edebi açıdan en büyük şansımın Ahmet Ümit’le aynı dönemde yaşamış olmak olduğunu düşünüyorum. Resmen Başkomser Nevzat’la büyüdüm diyebilirim. Ali, Zeynep, Evgenia ve artık Azez… Her biri hikâyenin bir parçası, adeta dost gibi. Bu kitabı diğerlerinden ayıran en önemli fark ise Nevzat’ın bu kez kendi geçmişiyle, eşi Aysun ve kızının cinayetiyle yüzleşiyor olması. Okuyucu için bu, sadece bir polisiye değil; bir hesaplaşma, adaletin nihayet yerini bulması. Nevzat’ın kendi cinayet dosyasını çözmeye çalıştığını bilmek, kitabı çok daha sürükleyici kılıyor. Ahmet Ümit’in çıkardığı Kayıp Tanrılar Ülkesi’nden önceki iki kitapta tekrara düşüldüğü yönünde içimde bir his vardı. Ancak Ahmet Ümit bu durumu fark etmiş olmalı ki Kayıp Tanrılar Ülkesi’nde bunu avantaja çevirmiş. Başkomser Nevzat’ın hikâyeye son 100 konuk oyuncu rolünde daahil olarak okuyucuları şaşırtmayı başarmıştır. Kendi hikâyesini, kendi acısını merkeze almak — “yırtıcı kuşlar zamanı” tam da bu yüzden bu kadar doğru bir isim. Çünkü bu kez kurban da, fail de, tanık da aynı kalpte birleşiyor. Ahmet Ümit’i yıllardır tekrara düşmeden, her defasında derinlikli ve insani hikâyelerle karşımıza çıktığı için bir kez daha kutluyorum. Yırtıcı Kuşlar Zamanı, sadece bir polisiye değil; vicdanın, adaletin ve insan olmanın romanı.
1000Kitap
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,2bin okunma