Hayatımın son yıllarını elimden geldiği kadar kaygısız ve salt kendi rahatını düşünerek geçirmeye karar verip de köşeme çekildiğim zaman, ruhuma edebileceğim en büyük iyiliğin onu tam bir başıboşluk içinde bırakmak olacağıni düşünmüştüm; bırakayım kendi kendiyle söyleşsin; kendi içinde, kendi halinde kalsın, demiştim. Yaşım beni daha ağırbaşli, daha olgun bir hale getirdiği için bunu artik kolayca yapabileceğimi umuyordum; fakat görüyorum ki:
Ruh başıboş kalınca türlü hayaller kuruyor
Isteğimin tersine ruhum, yularından kurtulup kaçan bir at gibi kendini daha fazla yoruyor. Kafam durup dinlenmeden, hiçbir sıra, hiçbir ilinti gözetmeden öyle garip fikirler öyle saçma sapan hayaller kuruyor ki ilerde bunların manasızlığını ve acayipliğini görüp kendinden utansın diye hepsini kaydetmeye başladım.
"Bütün güzel kadınlar zannettiler ki
Aşk üstüne yazdığım her şiir
Kendileri için yazılmıştır.
Bense daima üzüntüsünü çektim
Onları iş olsun diye yazdığımı
Bilmenin."