Eğer müslümanlar, geçmişlerine çekilip içlerine kapanmak yerine, yanına dünya çapındaki her inancın ve her bilgeliğin ortak paydası olan bir “şeriat”ı da alarak “Allah’ın ilk insana ruhundan üfürdüğü” zamandan beri ortaya çıkan dinlerin birliği hakkındaki Kur’ânî kavrama yeniden dönse, tek kelimeyle, asırlarca süren iktidar ilâhiyatının ardından “Kurtuluş İlâhiyatlarının” Hazreti İsa’nın mesajının aslına dönmeleri gibi, müslümanlar da Kur’ân’ın sahih çağrısına yönelse, bu evrensel cephenin şu pazar tektanrıcılığının ruhsuz dünyasına karşı zafer kazanması kesinleşir.
“Çocukluktan beri yapmak istediğiniz bir sürü şeyi yapmaktan, sadece etrafımızdakiler’Bu işi yapamaz!’ dediği için, kim bilir kaç kere vazgeçmişizdir.”