Tarihsel süreçlere baktığımız zaman hangi coğrafya ve zaman dilimi olursa olsun, insanların önce kendilerinin, sonra ait oldukları cemaatlerin ve en sonunda da çatı vazifesi gören millet gibi grupların çıkarlarını düşündüklerini, bunun eşyanın tabiatı olduğu gerçeğini unutmamalıyız. Tarih, durumu saptamak için değil de ideali üretmek için kullanıldığı, yani toplumla tarih arasındaki problemli ilişki çözülmediği sürece bu durumun anlaşılması zor, ama bu da tarihçinin problemi değil. Yeniçerilerin de aynı sultan, ulema, ayanlar, ekâbir, loncalar ve halk gibi ilk önce kendi grup çıkarlarını düşünmesinden normal bir şey olamazdı.