Mehtap

Mehtap
@Mehtap1999

Mehtap

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.·
2024 19. kitabı
Antoine de Saint-Exupéry
8.8/10 · 279,9bin okunma
Reklam
Nazım Hikmet’e bayram için bir ayakkabı almaya karar verirler. O zamanlarda şimdiki gibi hazır ayakkabı satan bir mağaza yoktur. Sadece ayakkabı yapan bir dükkan vardır. Oraya giderler. Ayakkabıcı Nazım’ın ayağını bir kartonun üzerine koyar ve iyice basmasını söyler. Daha sonra kurşun bir kalemle ayağının etrafını çizer. Bu karton onun ayakkabı numarasıdır. Günlerce bu ayakkabının hayalini kurar. Babası ona ayakkabılarının siyah ve bağcıklı olacağını söyler. Nazım’ın ayakkabıları bayramdan bir gün önce gelir. Ayakkabılar babasının dediği gibi siyah ve bağcıklıdır. O gün onları giymez. Ayakkabılarını yatağının altına koyar ve arada çıkartıp onu inceler. O gece onu uyku tutmaz. Sabah evdekiler uyandığında Nazım’ı ayakkabı kutusu kucağında sandalyede otururken bulurlar. Buradan sonrasını Nazım Hikmet’in ağzından dinlemek sizi daha çok etkileyecektir. O halde Nazım nasıl anlatıyor ona bir bakalım. “Ayakkabımı babam giydirdi. Ayağıma olmamıştı ayakkabılarım. Dardı ve canımı yakmıştı; ama bunu babama söylemedim. O ‘Sıkıyor mu?’ diye sordukça ‘Hayır’ yanıtını veriyordum. ‘Dar, ayağımı acıtıyor.’ desem geri gidecekti ayakkabılarım ve ayakkabıcının hemen bir yeni ayakkabı yapması olanaksızdı.O bayram sabahı canım yana yana yürüdüm. Bir süre sonra acı dayanılmaz oldu. Dişimi sıktım. Yürürken artık topallıyordum. Soranlara ‘Dizimi vurdum.’ dedim; ama ayakkabılarımın ayağımı sıktığını kimseye söylemedim. Doğrusunu isterseniz yaşam da dar ayakkabıyla yürümektir. Kimi zaman dar bir maaş, kimi zaman sevimsiz bir iş. Kimi zaman bir mekan dar ayakkabı olur bize, kimi zaman bir çevre. Kimi zaman bir sokak, ya da bir şehir… Kimi zaman dostluklar, arkadaşlıklar, beraberlikler bir dar ayakkabıya dönüşür. Kimi zaman zamandır dar ayakkabı, geçmek bilmez. Kimi zaman zenginlik, kimi zaman
Hakk’a erişmek için insana sekiz nesne gerekir…
Gökyüzünü ruhanler kapladı, Yeryüzünü de cismi olanlara makam eyledi. Sayısız varlıklar yarattı, Fakat insan oğlunu bunların içinden seçti. Adem’i yeryüzünde yaratınca alemi ve alemde olan her şeyi, insanların emrine verdi. Göklerde ve yerlerde bulunanların hepsini kendi canibinden sizin emrinize verdi…
Kitap Alıntısı
Adamın biri güneşli bir gün, ilk defa gittiği küçük bir kasabada şaşkın şaşkın gezinirken yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulmuş ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa : - _“Buraların yabancısıyım. Parkın hemen yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler. Yerini biliyor musun?”_ Çocuk arabanın penceresini iyice açtıktan sonra : - “Ben de buraya ilk defa geliyorum” demiş. “Ama sağ tarafa gitmeniz gerekiyor herhalde!” diye ilâve etmiş. Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bunu nasıl anladığını sormuş. Çocuk: - “Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz? diye gülümsemiş. “Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten.” - “İyi ama!” demiş adam; “Bunların parktan değil de, tek bir ağaçtan gelmediğini nereden biliyorsun?” Çocuk; - “Tek bir ağaçtan bu kadar yoğun koku gelmez ”diye cevaplamış .“Üstelik, manolyalar da katılıyor onlara. Hem biraz derin nefes alırsanız, fırından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu da duyacaksınız.”_ Adam gözlerini hafifçe kısarak denileni yaptıktan sonra, teşekkür etmek için döndüğünde çocuğun kör olduğunu fark etmiş. Çocuk ise, adamın konuşurken bir anda susmasından, kendisini fark ettiğini anlamış... Çocuk, ışığa hasret gözlerini ondan saklamaya çalışırken; - “Üç yıl önce bir kaza geçirmiştim” demiş, “Görmeyi o kadar çok özledim ki! Sizinkiler sağlam öyle değil mi?” Adam, çocuğun tarif ettiği yerde bulunan fırına yönelirken: “Artık emin değilim” demiş. “Emin olduğum tek şey, senin benden iyi gördüğündür.” Edebiyat Sevgisi Nikos Kazancakis
1000Kitap