Benim kitap okurken şöyle beklentilerim vardır; bana ufacık da olsa yeni bir şey öğretsin, başka fikirler üzerine düşünmemi sağlasın, başka bakış açıları yaratsın ya da hiç birşey öğretmese de yazar üslubuyla ruhuma işlesin, güzel hissettirsin..
Kitabı beğenme sebeplerim; birkaç bilmediğim konu hakkında notlar almama olanak sağladı, araştırma yapmam gerekliliğini hatırlattı. Okurken de zevk aldım, hem güldürdü hem düşündürdü :) Tespitler, değinilen konular çok hoşuma gitti, yazarın sıradan değil başka bir gözle, farkındalıkla topluma baktığı çok net :) nefes almayı yaşamak sananların aksine, farkındalıkla yaşamak ayrıcalığında, böyle insanların çoğalmasını dilerim hep..
Bir hikaye anlatırken içerisine bilgi yerleştirmesi de çok hoş, zaten ilk, 'eski sevgilim safinaz'a mektuplar' serisini nette okuyarak tanıdığım bir kişidir kendisi.. 'dikkat bu seride bilgi yerleştirme bulunmaktadır' tadında birşey benim için..
Eleştirim ise şöyle, yazarın tespitleri müthiş güzel de anlatma kabiliyeti varken çok kısa kesmiş bazı hikayeleri, yani giriş gelişme öyle bir geliyor ki sayfalarca okuyacağım sanıyorsun ama bir bakmışsın hızlı bir şekilde sonlanıvermiş hikaye..
Genç yazarlara, ama ne yazdığını bilen, bilgi biriktiren farkındalıklı yazarlara desteğimiz sonsuz..
Kitap belki bir tabu olan düşünceyi yıkıyor adeta.. Kitap İncil'de geçen 5. kural üzerinden işlese de aslında bizim kültürümüzde de olan 'aile kutsaldır, saygı duymak zorundasın iyi de olsa kötü de olsa onlar senin annen baban' düşüncesini yerle bir ediyor diyebiliriz. Çocukluğunda ebeveynleri tarafından istismar edilmiş, ihmal edilmiş, gereken sevgiyi alamamış bir çocuğun, ailesini bu zorunluluk çercevesinde sevmeye devam etmesi bedenine zarar vermektedir. Doğru olan, gerçeği kabullenip, ailesine gerçekte hissettiği neyse (öfke, nefret vb.) onu yaşamasıdır. Aksi, bedeninde arızalara hastalıklara neden olacaktır, çünkü beden yaşanılan her şeyin hatırasını taşır, siz o hatırayı inkar edip başka türlü hissetmeye kendinizi inandırır ya da zorlarsanız hiç bir zaman gerçekten mutlu olamazsınız.. Çocukluğunda ebeveylerinden zarar gçre bir birey ailesini sevmeyebilir, buna hakkı vardır, psikolojisi için doğru olan budur. Sevmeye zorlamak yalnızca yanılgıdan ibarettir.
Gittiğiniz hiçbir psikologun söylemeyeceği tarzda bir yaklaşımla iyileşmeyi vaadediyor yazar.. Sert gelse de ilk başta, sırf yine geleneksel bakış açımızdan dolayı, aslında çok haklı buldum söylemlerini.. Sana, hayatının en savunmasız döneminde zarar vermiş ( bilerek yada bilmeyerek ) bir anneyi / babayı ne kadar sevebilirsin?
Kötü muamele gören ve bu yüzden hiç büyüyememiş çocuklar, hayatları boyunca kendielerine acı çektiren kişilerin 'iyi taraflarını' görme çabası içinde olacak ve bütün umutları, beklentileri bu çaba doğrultusunda olacaktır.