"vapurun kaçışını görenler günden güne çoğalmıştı ve o iki kişiden başka, -biri balıkçı, biri suçlu çocuk- yüzlerce kişinin, "ben de gördüm!" diye geceyi çeşit çeşit anlattıklarını, tüm bu karışık anlatmalara bakarak gerçeği vermenin epeyi zor olacağını, vapuru gören insanların, o ulusumuzun ensesine vurulup ağzından lokması çalınan ve nedense hep hep kıyıda, köşede kalan, savaş çıktıkça anımsanılan, savaşsız yıllarda bir yolunu bulup kendini gösterememiş ama göze girmek için neler neler yapabilecek olan, hele ölüp gidecek yaşa geldiklerinde artık mutlak sapıtan, örneğin parklarda oralarını gösteren küçük kızlara, bu yüzden vapura dört elle sarılmış insanların içinden çıkıp da, "siz değil ben biliyorum," demenin onların son günlerinin biricik yüce avutucusu olan bu anılarını ellerinden almanın haksızlığını ve sakıncalarını bile bile girişiyorum bu işe, çünkü o olayı, vapurun kaçışını ben gerçekten görmüştüm."