" Nasıl konuşacağımızı bilmeden doğarız ve kendimizi nasıl açıklayacağımızı bilmeden öldürüz. Hayatlarımız, konuşamayanın sessizliği ve anlamamış olanın sessizliği arasında seyir eder ve etrafında çiçeklerin olmadığı bir yerdeki arı gibi işe yaramayan, esrarengiz bir kader dolanır durur. "
Bir zamanlar umutlarım vardı, var olmayan herhangi bir şey hâline gelebilir fakat artık umutlanmıyorum, çünkü geleceğin geçmişten daha farklı olabileceğini göremiyorum...
Başkalarının acısı, içimde basit acılardan daha fazlasına dönüştü: Bunu görmüş olmanın acısı vardı, onun tedavi edilemeyecegini görmüş olmanın acısı ve tedavi edilemeyeceğinin farkında olmanın acısı...