Mehtap Çelik

Mehtap Çelik
@Mehtapp23
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 44. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2020 22:50
Her öyküsünden sonra içimizde koca bir boşluk duygusu uyandıran, durup düşündüren, kendimizi sorgulatan, toplumun gerçek yüzünü bu derece iyi tasvir eden ve her seferinde kalbimize dokunmayı başaran kaç Sabahattin Ali vardır ki?
Edebiyat
Yeni DünyaSabahattin Ali · Can Yayınları · 201933,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
KONUŞUN VE KONUŞUN....
7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2020 39. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2020 12:34
Otuz Milyon Kelime yani kısaca OMK bebekler ve çocuklar için özel olarak hazırlanmış harika bir kitap. Dr. Dana Suskind aslında bir koklear implant cerrahı. Yani duyma yetisi olmayan çocukların en büyük kahramanı. Peki nasıl oldu da bir cerrah sosyal bilimciye dönüşüp bu kitabı yazdı? Suskind çocukların duyuşsal özelliklerini yitirmenin bir çok açıdan olumsuz sonuçlar doğuracağını zaten sezmişti. Yaşları birbirine yakın (7-8 aylık) iki bebek aynı zamanlarda ameliyat olmak için getirilmişti. Bebeklerin vermiş olduğu tepkiler, anlama düzeyleri, kavramlarının birbirine yakın olduğunu gördü. Bebekler iki yaşına geldiğin de ise ameliyat etti. Ancak bu süre zarfında bir takım değişiklikler olmuştu. Bunları net bir şekilde anlamayan Suskind ikisini de ameliyat etti ve sonuçlarını izlemeye karar verdi. Sonuçlar gerçekten şaşırtıcıydı. Biri gelişim düzeyini yakalamış, bilişsel açıdan akranları ile aynı düzeydeyken diğeri yaklaşık 3 sene gerideydi. Peki neydi bu farkı yaratan? Ailelerin sosyoekonomik durumu, çocuğa olan inancı. Bir aile işaret dili öğrenip, çocuğu ile sürekli etkileşim kuruyordu ve duyma eşiğini kazandıktan sonra sürekli olarak konuşuyordu. Bir diğer aile ise kaderine terk etmiş gibi iletişimi çok az kuruyor ve gelişimi için çaba sarfetmiyordu. Suskind sosyoekonomik durum ve çocukla konuşmanın beyin gelişimi için önemli olduğunu fark etmeye başladı. Bundan sonra yeri sadece tıp fakültesi degil sosyal bilimler fakültesi de oldu. Ameliyathane önlüğü ile sınıfta en ön sırada ders dinleyen öğrenciye dönüştü. Lafı çok uzatmadan Suskind bu araştırmalar sonucunda ne elde etti buna değinmek istiyorum; ● Suskind sosyo-ekonomik durumu birbirinden farklı çok sayıda aile ile uzun araştırmalar yapan Hart ve Risley'ın verilerinden şu sonucu gördü: ekonomik açıdan daha iyi
Eğitim
Otuz Milyon KelimeDana Suskind · Buzdağı Yayınevi · 20205,3bin okunma
Uyarı Çığlığı!
8/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2020 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2020 10:22
Bin Dokuz Yüz Seksen Dört bir uyarı çığlığıdır!! Herkesin bir şeyler alabileceği naçizane eserlerden biridir. Her şeyin tümüyle devletin denetiminde olduğu, hafızalardan yoksun bırakılmış toplum tehlikesine karşı bir uyarı niteliğindedir. Güç ve iktidarın sınırsızca uygulandığı, bellek düşünce, dil ve aşkın tümden ortadan kaldırıldığı bir distopya eseridir. Çoğu kitabında olduğu gibi bu kitabında da tehlikelerin odağı olarak görülmüştür George Orwell... Çünkü insanların gerçekleri görmelerini istemeyen iktidarlar her zaman olagelmiştir. Kitabın bu kadar tutulmasının sebebi belki de olabilecek, gerçeğe yatkın olan bu eserde insanoğlunun acımasızlığını gözler önüne sermesindendir. Bir iktidar düşünün ki o olmadan evlenemezsiniz, yalnız kalamazsınız, yazamazsınız. Bir iktidar düşünün ki geçmişi yok etsin, her dakika yenilenen bir baskı makinesi hâline dönüştürsün. Bir iktidar düşünün ki düşünmek bir suç diye nitelendirsin. Bir iktidar düşünün ki evlilikler bir kurulun izni dahilinde gerçekleşsin. Amacı ise sadece partiye hizmet eden çocuklar doğurmak olsun. Birbirini çekici bulan bireylerin evlenmesine ise katiyen izin vermesin. Bir iktidar düşünün ki yargısız bir şekilde sizi buharlaştırsın. Geriye size ait olan her şeyi yok edip sizi hiç var etmemiş olsun. Biz okuyucular belleğin, düşünmenin, dilin, başkaldırının ve aşkın yok edildigi bir toplumda yaşanan bir başkaldırı harekatını halâ umutla acaba yenebilir mi diye okuyalım. Bu kitap gerçekten etkili çünkü; bizler biliyoruz ki iyiye değil kötüye doğru ilerliyoruz. O gelecek çok yakınımızda biliyoruz. Herkes okumalı çünkü; George Orwell'in bahsettiği gelecek belki de şimdi olduğundan artık çok geç olacağına ilişkin bir uyarıdır! George Orwell
Siyaset
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
İç motivasyon mu dış motivasyon mu?
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2020 32. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2020 10:11
Ödül bir ceza mı diye düşünmeye başlamışsınızdır kitabın ismini görünce. Evet ödül bir cezadır. Bu kitabı okuyunca doğru bilinen yanlışlar listesinde ilk sıralarda yer alınması gerektiğini siz de göreceksiniz. Ödül'ü biz eğitimciler, ebeveynler ve çalışanlarına prim sistemi koyan patronlar kullanır. Kitap her açıdan ödülün zararlarını açıklamış. Ayrıca dünya çapında ünlü eğitimcilerin yapmış olduğu bilimsel araştırmalar sonucu ile de desteklemiş. Ödül her zaman çocukları motive etmede kullanıldı. Çünkü amaç çocuğun verilen işi yapması idi. Hangi amaçla yaptığı değil. Yani biz çocuğa ödül vadederek yaptığı işin aslında değersiz olduğunu, böylece o işi yapması sonucu bir ödül ile tolere ettiğimizi öğrettik. Örneğin ödevlerini yaparsan bilgisayarda oyun oynayabilirsin diyerek; oğlum/kızım, ödev aslında değersiz bir şeydir sen bunu ödül için yap, mesajını verdik. Veya çocuğun sevdiği bir işi yaparken ona bir ödül vadederek yine aynı şeyi yaptık. Örneğin resim yapan bir çocuğa aferin resmin çok güzel olmuş, bir resim daha yap sana çikolata alacağım derseniz çocuk bu sefer resmi içinden gelerek değil ödülü alabilmek için yapacaktır. Kısaca ödül çocuğun iç motivasyonunu öldürür daha da kötüsü dış motivasyona bağımlı hale getirir. Aynı zamanda ödül verilen çocuk bir süre sonra o ödülden de memnun olmaz. Çünkü artık onu tatmin etmiyordur, alışmıştır. Bu sebeple sürekli ödülün derecesini arttırmak gerekir. Bu da sürdürülebilir değildir. Patronlar ise çalışanlarının daha fazla üretim sağlaması için prim sistemini devreye koymuştur. Neticede prim de bir ödüldür ve rekabeti doğurur. Böylece çalışanlar hem birbirlerine olan desteği sağlamaz hem de ürettikleri malların kalitesininden ziyade sayısına bakar. Yapılan araştırmalar sonucu prim sisteminin mekanik bir iş olduğu
Eğitim
Beni Ödülle CezalandırmaÖzgür Bolat · Doğan Kitap · 20248,2bin okunma
Hangimiz normal?
7/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2020 31. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2020 22:43
Delilik, akıl hastalığı veya şizofreni nedir bunlar? Bir insan neden kendi canına bile bile zarar verir? Joanne Greenberg bu soruların cevabını verebilecek belki de en önemli isimlerden. Çünkü kendi yaşantısından yola çıkarak yazmış bu kitabı. Doğduğu dünyanın kurumlarıyla, insanlarıyla bağdaşmayı öğrenemeyen bir genç kız Deborah. Bu iletişimsizlik onu başka düşsel bir dünyaya itmiş. Yr krallı... Öyle ki bu dünyanin varlığına o kadar inanmış ki gerçek ile düşseli ayırt edememeye başlamış. Asıl sorun da burda başlamış ya. Akıl hastanesine yatırılmış ve Dr. Fried "kurtarma operasyonu" nu başlatmış. Dr. Fried'in istediği şey ise ona seçim yapma özgürlüğü vermek. Kitapta bunu şöyle açıklamış; Sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben... Hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim... Ve hiçbir zaman huzur ya da mutluluk vadetmedim... Sana ancak bütün bunlarla savaşma özgürlüğü vadedebilirim. Dünya da bunları vadedecek biri var mı zaten? Önemli olan bunlar uğruna savaşmaktır. Peki Deborah seçim yapabilme fırsatına kavuşabilecek mi? Kavuşursa hangi dünyayı seçecek? Düşsel olan mı gerçek olan mı? Onları oldukları gibi kendini de olduğun gibi bırakıp gene de sevebilir misin onları?
Edebiyat
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma