Yeni Dünya

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Yeni Dünya ince bir gönderme çok ince
10/10
·157 syf.·
2021 110. kitabı
" On beş günlük ömrü on beş seneye sığdıramazsın da, on beş senelik ömrü on beş günde yaşayıverirsin!" Sabahattin Ali Okumadım yaşadım. O kısacık ömrüne birbirinden güzel hikayeleri nasıl sığdırdın ? Ah ne yaptın gözlerimde okyanuslar. Köylüyü, yokluğu, devletin ne derece etkin olduğunu ne güzel dile getirmişsin.. Bu benim kitabı ikinci afiyetle tüketişim. O kadar akıcı, o kadar güzel bir dille anlatmıştı ki , tüketim çılgını ben acizin yapabildiği tek şey okumaktı/tüketmekti. Sırça köşkteki şehir hayatının çevresinde dönen öykülerin aksine, Yeni Dünya'da taşra var, bozkır var, Anadolu var, yokluk var. Ben de ciğer yok, kalmadı ,bırakmadı o apayrı bir mesele. Kitabımız 13 hikayeden oluşur. Birbirinden güzel..İçinde bulunan hikayeler sırasıyla Asfalt Yol Hanende Melek Çaydanlık Ayran Isıtmak İçin Uyku Selam Bir Mesleğin Başlangıcı Bir Konferans Yeni Dünya İki Kadın Sulfata Hasanboğuldu Dikkat Uyku öncesi okunması tavsiye edilmez. Zira uykularınızı kaçırır. Kitap başlı başına tüm hikayeleri bir baş yapıt ve şükür sebebidir. i.hizliresim.com/93ybvod.jpg ( Benim için Sabahattin ALI hep bu fotoğraftaki gibi sıcacık gülümsemesiyle.) Tüm yaşamı boyunca aklından ve kalbinden koparıp yazdıklarıyla bir Sabahattin Alı geçti bu dünyadan…
Edebiyat
Yeni DünyaSabahattin Ali · Can Yayınları · 201933,7bin okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 32. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2020 01:32
Sabahattin Ali, üslubu ve edindiği konuları ile okumaktan en keyif aldığım yazarlardan bir tanesidir. Ve Yeni Dünya kitabı da yazarın okuduğum yedinci yapıtıdır. Kitap birbirinden güzel on üç hikayeden oluşuyor. Anadolu’da geçen ve çoğu toplumsal konuların yaralarını merkezine alan, öykülerinin güzel işlenişi, dilin yalınlığı, üslubun akıcılığı ve öykülerin sanki sahneleniyormuş gibi bir his bırakması kitabın bir nefeste okunmasını sağlıyor. Yeni Dünya Sabahattin Ali
Edebiyat
Yeni DünyaSabahattin Ali · Can Yayınları · 201933,7bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2020 2. kitabı
Kısa öykülerden oluşması akıcı kılıyordu. Sabahattin Ali kendisini yine belli etti gayet güzeldi akılda kalıcı hikayelerden oluşuyordu. Beğendim okumak isteyenlere tek nefeste bitecek bir kitap olarak tavsiye ederim.
Edebiyat
Yeni DünyaSabahattin Ali · Can Yayınları · 201933,7bin okunma
10/10
·160 syf.·
2021 31. kitabı
Sabahattin Ali , halk zor durumda diyenlere yaşam hakkı tanınmayan zamanlarda, yılmadan usanmadan, kendini düşünmeden halkını anlatmaya çalışmış, yüce bir yazarımız. Her biri, insanın kalbine dokunan, kitabın içine girip yardım etmek istediğiniz 13 tane birbirinden güzel hikaye. Asfalt yol, Ayran, Isıtmak için , Sulfata ve Hasanboğuldu, beni diğerlerinden daha fazla etkileyenler. Mutlaka okuyun, lütfen okuyun.
Yeni DünyaSabahattin Ali · Can Yayınları · 201933,7bin okunma
Öyküler, öykülerimiz
9/10
·160 syf.··
2021 11. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 01 Ağustos 2021 15:58
Sabahattin Ali okuma etkinliği kapsamında bu kitabı okudum. Gerek yazdığı şiirler gerek romanlarla edebiyat dünyasında önemli bir yeri olduğunu düşündüğüm Sabahattin Ali öyküleriyle de birçok duyguyu harekete geçirmeyi başarıyor. Bu kitapta ağırlıklı olarak hüzün duygusunun ele alındığı belki de tamamı “gerçek yaşamdan” alınan öyküler bulunuyor. Her bir öykü bir öncekinin etkisini azaltan nitelikteydi. Özellikle “Isıtmak İçin” öyküsünde kalbimin sızladığını hissettim. Halkın gerçeklerini, yaşamlarındaki eksiklerini, yarım kalmış yanlarını tek tek ele almış. Son olarak, kitabın son öyküsü de Hasan Boğuldu’yu anlatıyor. Kaz dağlarına karşı konumu olan mükemmel bir doğa harikasının ismini aldığı içler burkan öyküyü okuyup gezmenizi ayrıca öneriyorum.
Edebiyat
Yeni DünyaSabahattin Ali · Can Yayınları · 201933,7bin okunma
8/10
Yaşattı, yaşadım. Hayatımıza bir şeyler katacak bir kitap olmadığını düşünüyorum; ama dizi izler gibi yaşadığıma yemin edebilirim. Kesinlikle inanılmaz “GERÇEKÇİ” bir kitaptı.Senaryoyu okudum ve bir yönetmen gelip bana rol verdi, ben de o rolü oynadım.
1000Kitap
Yeni DünyaSabahattin Ali · Can Yayınları · 201933,7bin okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 44. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2020 22:50
Her öyküsünden sonra içimizde koca bir boşluk duygusu uyandıran, durup düşündüren, kendimizi sorgulatan, toplumun gerçek yüzünü bu derece iyi tasvir eden ve her seferinde kalbimize dokunmayı başaran kaç Sabahattin Ali vardır ki?
Edebiyat
Yeni DünyaSabahattin Ali · Can Yayınları · 201933,7bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2020 78. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2020 15:22
13 öyküden oluşan bir kitap.Bu öykülerde bizden çok şey var.Her biri değerli ve öğretici öyküler. Öykülerin genel teması hayat mücadelesi,yaşanan sıkıntılar ve çekilen/çektirilen bir çok şey... Okurken empati yapabiliyorsanız derinden hissedecekleriniz olacaktır.
Yeni DünyaSabahattin Ali · Can Yayınları · 201933,7bin okunma
Yeni Dünya
8/10
·157 syf.··
Beğendi
·
2019 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2019 01:46
kitapta on üç kısa hikayeden oluşuyor.Yaşanmışlık hissi içinde okurken anlatılan hikayedeki kahramanlarının başına gelen olaylara üzülüyorsunuz elinizde olmadan.köyün yolu için didinip duran öğretmenin köylülerin gazabından canını kurtarmak için köyden kaçışına veya bir köyde yapılan düğüne oynamak için çağrılan kadının (yeni dünyanın) hastalanıp kız tarafının köyünde yaşlı bir kadının evinde ölümüne...
Edebiyat
Yeni DünyaSabahattin Ali · Can Yayınları · 201933,7bin okunma
10/10
·160 syf.·
2020 13. kitabı
Sabahattin Ali'nin en güzel kitabı diyebilirim. Okuduğunuzda gözlerinizi dolduracak öyküler var. İnsanların o hallerini düşündükçe kahrolacak, bunların (veya benzerlerinin) yaşanmış olduğunu düşününce içiniz parçalanacak...
1000Kitap
Yeni DünyaSabahattin Ali · Can Yayınları · 201933,7bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.