Yeni Dünya

Sabahattin Ali
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·160 syf.··
2021 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2021 15:42
Toplamda 13 hikayeden oluşan bir Sabahattin Ali Klasiği. Hikayelerin hepsi birbirinden ayrı güzel, farklı konuları ele almaktadır.Bütün öykülerin ortak yönü , Anadolu insanının yaşamla mücadelesini, çektikleri zorlukları , hayata bakış açılarını anlatmaktadır.Usta Yazar olayları öyle bir kaleme almış ki, olayları sanki biz yaşıyormuşuz gibi hissediyoruz ve ister istemez tüylerimiz diken diken olu veriyor. Okuması gayet zevkli ve bir çırpıda okuyup bitirebilecegimiz akıcı bir kitaptır.Okumanızı tavsiye ederim, İyi okumalar:) Sabahattin Ali Yeni Dünya
Edebiyat
Yeni DünyaSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201933,8bin okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 20. kitabı
Sabahattin Ali’nin ç Anadolu’da geçmiş zamanda yaşanan dram yüklü hikayelerini barındırdığı bir kitaptır. Tek soluklu birden fazla hikaye barındırıyor . On küsür hikayenin bulunduğu Anadolu hikayeleri de diyebiliriz .
Yeni DünyaSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201933,8bin okunma
8/10
Uzun zamandır okumadığım Sabahattin Ali kitaplarını, hikaye ve yazım biçimini özlediğimi bu kitap sayesinde farkettim. Içerisinde 12 hikaye olan bu kitap adını 9. Hikaye olan Yeni Dünya'dan almış. Açıkçası çok daha güzel hikayeler vardı ve her biri tonlarca alt anlam içerip yüzlerce ders veriyordu. Her hikayede gerçeklikten bir parça gözlerinizin önüne seriliyordu kimi zaman hafif komik çoğu zaman hüzünlü ve acı. Her bir hikayeyi tek bir hikaye düşünsek içindeki temaları şu şekilde sayabilirdik sanırım. İhanet, sevgi, çaresizlik, fakirlik, kimsesiz ve yalnızlık, karasevda, delilik, hastalık, vazgeçmişlik, acıma duygusu... Yani sizin de anlayabileceğini gibi insana ait her duygu burada harmanlanmış. Başlarda bazı hikayeler bana yarım hissiyatı verdi yazar genel olarak boşlukları bizim hayal gücümüzle tamamlamamızı istediği için ama. Bu şekilde dahi bir çok şekilde zihinde parçalar istemsiz de olsa tamamlanıyor hele de hikayeleri çözdükten sonra. 160 sayfa olup hemen tek oturuşta bitirebileceğiniz bu kitap uzun soluklu seriler ve kitaplardan sonra Sabahattin Ali molası vermek için bire bir denebilir. Okuyun ve pişman olmayacaksınız. Tabi biraz yüreğiniz sızlayabilir yalan yok.
1000Kitap
Yeni DünyaSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201933,8bin okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2021 3. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2021 00:55
Güzel ve akıcı hikayeler olmasına karşı hemen hemen bütün hikayeler tam can alıcı noktada bitiyor. Sonunu heyecanla bekleyip işte bu dediğim iki hikaye mevcut biri kitabın adını aldığı YENİ DÜNYA diğeri ise HASANBOĞULDU . Yine de yazarın eline sağlık
Yeni DünyaSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201933,8bin okunma
9/10
·160 syf.··
2021 6. kitabı
1930’lu yılların Anadolu köylüsünü tüm gerçekliğiyle anlatmış. Savaş sonrası sefaleti ve sosyal çöküntüyü de gözler önüne sermiş.Ancak hikayelerde çözüm (sonuç)bölümleri biraz kapalı kalmış net bir şekilde sonuçlanmamış ama bu da hikayeyi daha güzelleştirmiş bence.
Yeni DünyaSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201933,8bin okunma
Yeni Dünya
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2016 24. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2016 23:22
İnsan hali işte böyle. On beş günlük ömrü on beş seneye sığdıramazsın da, on beş senelik ömrü on beş günde yaşarsın “ Fakat her şey geçer,her şey unutulur. Kendini bir felaketin içinde kaybetmenin bir anlamı yoktur!
Yeni DünyaSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201933,8bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 17. kitabı
·
127 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2021 18:56
Genelde bu tür hikaye derlemesi olan kitapları, çapraz okuma yaptığımda okurum, çünkü olay örgüsü bütünlüğü olmadığı için bir diğer hikayeye geçmekte zorlanıyorum. Sabahattin Ali bu kitabında da yürekleri dağlamanın bir yolunu bulmuş. Okurken derinden üzüldüğüm bir dizi hikaye var işlenilen konu ise yazarın diğer hikaye kitapları gibi aynı, yani toplumdaki aşılması mümkün olmayan uçurumlar. Tabii karakterlere göre ve o dönemin zihniyeti açısından değerlendirilirse... Yazar son hikayeye kadar okuru hüzne boğmuş, son hikaye olan Hasanboğuldu ile de okurun üzerine toprak atmış deyim yerindeyse. İyi okumalar dilerim.
Yeni DünyaSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201933,8bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2020 31. kitabı
Sabahattin Ali'nin bu kitabı on üç farklı hikâyeden oluşuyor. Kitaba adını veren öyküsü bir dramdır. Yaşını almış bir kadının hayatını nasıl idame ettiğini anlatır. Yazar, gözlem yeteneğini sergileyerek toplumsal sorunları konu almıştır. Kitabın içerisindeki öyküler, olaylar, kişiler, yer, zaman, dil ve anlatımı bugüne aitmiş hissi uyandırıyor. Ufak şehirlerin, köylerin, kendine has düşünsel yanlarını, maddeten yoksulluğu sade ve akıcı dili ile kaleme almıştır.
1000Kitap
Yeni DünyaSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201933,8bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2021 16:19
Yeni Dünya, Sabahattin Ali'nin 1943 tarihli öykü kitabı. Yazarın 1936 ile 1942 yılları arasında gazete ve dergilerde yayımlanmış 13 hikâyesinden oluşmaktadır. Kitap yazarın hikâye alanında önemli bir yetkinliğe ulaştığının göstergesi olması bakımından önemlidir.
Yeni DünyaSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201933,8bin okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2020 12:50
Sabahattin Ali’nin okuduğum ilk kitabı 'Kürk Mantolu Madonna' ve sonrasında ise 'İçimizdeki Şeytan' kitabı idi. İkisi de birbirinden güzel bu iki kitaptan sonra 'Yeni Dünya ' kitabını da bitirmiş bulunuyorum. Bu kitap 13 öyküden oluşuyor ve hepsi de birbirinden sıcak , hayata dair öyküler. Sabahattin Ali’nin öykülerini okurken sanki Sait Faik Abasıyanık ,Ömer Seyfettin okuyormuşum gibi hayata dair yaşamlar sizde güzel hissiyatlar bırakıyor. Sabahattin Ali’i sevenler ve hiç başlamamış olanlara 'şiddetsiz ' önerimdir:)
Edebiyat
Yeni DünyaSabahattin Ali · Nilüfer Yayınları · 201933,8bin okunma

Yazar Hakkında

Sabahattin AliYazar · 103 kitap
Sabahattin Ali, 25 Şubat 1907'de Edirne Vilayeti'nin Gümülcine Sancağı'na bağlı Eğridere kazasında doğmuştur. Babası piyade yüzbaşısı (Cihangirli) Selahattin Ali Bey'in görev yerlerinin sık sık değişmesi dolayısiyla, ilköğrenimini İstanbul, Çanakkale ve Edremit'in çeşitli okullarında tamamlamıştır. Edremit'e göçtüklerinde bölge Yunan işgalinde olduğu için emekli olan babası aylığını alamamış ve aile çok zor günler geçirmiştir. İlkokulu bitirdikten sonra parasız yatılı olarak Balıkesir Öğretmen Okulu'na giren Sabahattin Ali, beş yıl burada okumuş, daha sonra İstanbul Öğretmen Okulu'nda mezun olmuştur (1926). Bir yıl kadar Yozgat'ta ilkokul öğretmenliği yapmış, Millî Eğitim Bakanlığı'nın açtığı sınavı kazanarak Almanya'ya giderek iki yıl orada okumuştur (1928 - 1930). Yurda döndükten sonra Sabahattin Ali, Orhaneli’nde ilkokul öğretmenliğine atandı. Aydın ve sonra Konya ortaokullarında Almanca öğretmenliği yapmıştır. Konya'da bulunduğu sırada, bir arkadaş toplantısında Atatürk'ü yeren bir şiir okuduğu iddiasıyla tutuklanmış (1932), bir yıla mahkûm olarak Konya ve Sinop cezaevlerinde yatmış, Cumhuriyetin onuncu yıldönümü dolayısıyla çıkarılan af yasasıyla özgürlüğüne kavuşmuştur (1933). Cezaevinden çıktıktan sonra Ankara'ya giden Sabahattin Ali Millî Eğitim Bakanlığı'na başvurarak yeniden göreve alınmasını istemiştir. Dönemin bakanı Hikmet Bayur'un "eski düşüncelerinden vazgeçtiğini ispat etmesini" istemesi üzerine Varlık dergisinde "Benim Aşkım" adlı şiirini yayımlayarak (15 Ocak 1934) Atatürk'e bağlılığını göstermeye çalışmıştır. Aynı yıl Bakanlık Neşriyat Müdürlüğü'ne alınmış, Ankara II. Ortaokul'da öğretmenlik yapmıştır. 16 Mayıs 1935 günü Aliye Hanım ile evlenmiş, 1936'da askere alınmış, 1937 Eylülünde kızı Filiz Ali dünyaya gelmiştir. Yedek Subay olarak askerliğini Eskişehir'de tamamlamış, 10 Aralık 1938 de Musiki Muallim Mektebi'nde Türkçe öğretmeni olarak göreve başlamıştır. 1940 yılında tekrar askere alınmış, askerliğini yaptıktan sonra Ankara Devlet Konservatuarı'nda Almanca öğretmenliği yapmıştır (1941 - 1945). "İçimizdeki Şeytan" romanı milliyetçi kesimde büyük tepki toplamıştır. Nihal Atsız'ın hakkında yazdığı hakaret dolu bir yazıya karşılık dava açmış, dava sırasında çok sıkıntı çekmiştir. 1944 yılında davayı kazanmasına rağmen tepkilerden kurtulamamıştır. Olaylı duruşmalar sonunda bakanlıkça görevinden alınmış, İstanbul'a giderek gazetecilik yapmaya başlamıştır (1945). Ancak fıkra yazdığı La Turquie ve Yeni Dünya gazeteleri, Tan olayları sırasında tahrip edilince işsiz kalmış, Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz'la Marko Paşa, Malum Paşa, Merhum Paşa, Öküz Paşa gibi siyasal mizah dergilerini çıkarmıştır (1946 - 1947). Ancak, bu gazeteler tek parti iktidarının baskılarıyla karşılaşmış, dergilerin isimlerindeki Paşa ifadesiyle "Milli Şef" İsmet Paşa ile alay edildiği iddiası ile kapatılmış, yazılar ve yazarları hakkında kovuşturmalar açılmıştır. Sabahattin Ali dergilerde çıkan yazılarından dolayı üç ay hapis yatmış, karşılaştığı baskılardan bunalmıştır. Ali Baba dergisinde yayımladığı "Ne Zor Şeymiş" başlıklı yazıda, içinde bulunduğu durumu şöyle anlatmaktadır: "Çalmadan, çırpmadan bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalı idi?" Bir başka dava nedeni ile 1948'de Paşakapısı cezaevinde üç ay yatmıştır. Çıktıktan sonra zor günler geçirmeye başlamış, işsiz kalıp, yazacak yer bulamamıştır. Yurt dışına gidebilmek için pasaport almak istemiş, alamamıştır. Yasal yollardan yurt dışına çıkma olanağı da bulamayınca Bulgaristan'a kaçmaya karar vermiş fakat para karşılığı anlaştığı Ali Ertekin adlı kaçakçı tarafından Jandarma karakolunda katledilmiş daha sonra da cesedi 2 Nisan 1948 tarihinde Bulgaristan sınırında şaibeli bir şekilde bulunmuştur. Sabahattin Ali'yi öldürdüğünü itiraf eden ve Milli Emniyet mensubu olduğu iddia edilen Ali Ertekin, dört yıla hüküm giymiş; fakat birkaç hafta sonra çıkartılan aftan yararlanarak serbest kalmıştır. Bulgaristan’ın Eğridere (Ardino) kentinde, Sabahattin Ali’nin 100. doğum yılı kutlandı. 31 Mart 2007 günü gerçekleşen toplantıya, başta Bulgaristan Yazarlar Birliği Başkanı olmak üzere Sofya ve Bulgaristan’ın çeşitli kentlerinden Türk ve Bulgar yazarlar, şairler, okurlar ve Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali katıldı. Bütün eserleri 1950’li yıllardan beri Bulgaristan’daki tüm okullarda okutulduğundan, Sabahattin Ali bu ülkede çok tanınan bir yazardır. Sabahattin Ali yazı yaşamına şiirle başlamış, hece vezniyle yazdığı ve halk şiirinin açık izleri görülen bu ürünlerini Balıkesir'de çıkan ve Orhan Şaik Gökyay tarafından yönetilen Çağlayan dergisinde yayımlamıştır (1926). Servet-i Fünun, Güneş, Hayat, Meşale gibi dergilerde de yazan (1926 - 1928) Sabahattin Ali, bu arada öykü de yazmaya başlamış, ilk öyküsü "Bir Orman Hikayesi" Resimli Ay'da yayımlanmıştır (30 Eylül 1930). Toplumsal eğilimli bu öyküyü Nazım Hikmet, şu sözlerle okurlara sunmuştur: "Bu yazı bizde örneğine az tesadüf edilen cinsten bir eserdir. Köylü ruhiyatının bütün muhafazekâr ve ileri taraflarını, iptidaî sermaye terakümünü yapan sermayedarlığın inkişaf yolunda köylülüğü nasıl dağıttığını ve en nihayet, tabiatın deniz kadar muazzam bir unsuru olan ormanın muğlak, ihtiraslı hayatını, kımıldanışların zeki bir aydınlık içinde görüyoruz". Sabahattin Ali, af yasasından yararlanarak hapisten çıktıktan sonra, özellikle Varlık dergisinde yayımladığı "Kanal", "Kırlangıçlar", "Arap Hayri", "Pazarcı", "Kağnı" (1934 - 1936) gibi öyküleriyle dikkati çekmiştir. Sabahattin Ali Anadolu insanına yaklaşımıyla edebiyata yeni bir boyut kazandırmıştır. Ezilen insanların acılarını, sömürülmelerini dile getirmiş, aydınlar ve kentlilerin Anadolu insanına karşı takındıkları küçümseyici tavrı eleştirmiştir. 1937'de yayınlanan Kuyucaklı Yusuf romanı, gerçekçi Türk romanının en özgün örneklerinden biridir. Sabahattin Ali'nin halk şiirinden esinlenerek yazılmış şiirlerini içeren Dağlar ve Rüzgâr (1934) adlı kitabı yazın çevrelerinde ilgi uyandırmış, örneğin Yaşar Nabi, Hakimiyeti Milliye'de şu övücü satırları yazmıştır: "Bu kitabın mümeyyiz vasfı halk edebiyatı tarzında bir deneme teşkil etmesidir. Sabahattin Ali'nin tecrübeli muvaffak neticeler vermiş. Ve bize, şiirleri doğrudan doğruya bir halk şairi elinden çıkmamış olduklarını hissetirmekle beraber, o tanıdığımız ve sevdiğimiz samimi edayı tattırabiliyor. Komplike imajlardan kaçınılmış olması, bu şiirlere büyük bir sadelik vermiş." Ancak, Sabahattin Ali, bu kitabından sonra şiirle ilgilenmemiş, sadece öykü ve roman yazmıştır. 'Leylim Ley', 'Aldırma Gönül' gibi halk dilinden yararlanarak yazdığı şiirler herkes tarafından bilinir. Sabahattin Ali, Varlık'ta Esirler adlı üç perdelik bir oyun da yazmış (1936), ancak bu türü de bir daha denememiştir.