Peyami Safa'dan okuduğum üçüncü kitaptı.
Kitabı 3 yıl önce başlamıştım fakat 179 sayfaya kadar gelebilmiştim. Kitap okunması oldukça zor bir kitap fakat bitirdikten sonra iyi ki okumuşum diyor insan. Konusu bakımından, anlatım bakımından insanı çokça yoran çokça düşündüren bir kitap. Psikolojik tahlilleri ve betimlemeleri çok güzel yapmış. Peyami Safa aslında burada bizi anlatmış içimizde yaşadığımız veya içimizde kötü dediğimiz şeye karşı durumumuzu anlatmış. Hayatta herkesin başına her şeyin gelebileceğini ve hayatta her şeyin yaşanabileceğini anlatmış. Bazen en yakınımızdan bile şüphe duyduğumuz gerçeğini gözler önüne sermiş. Yalnızız; yoğun melankoli, dram, trajikomik ve tabi ki yalnızlık içeren bir eser. Aslında kitap Samim'i anlatıyor ama beni Meral'in hikayesi ve Meral'in içinde bulunduğu durum daha çok etkiledi.
Bundan sonrası spoiler
Samim, Besim ve Mehfaret üç kardeşler.
Üçü de birbirinden farklı ve aynı ev içinde yaşayan üç yalnızlar. Kitap Mefharet in kızı Selmin'in hamilelik yalanı ile başlıyor. Mefharet ve Besim kardeşleri Samim'den şüpheleniyorlar. Daha sonra şüpheleri boşa çıkıyor ve Selmin hem sevgilisine hem de annesine oyun oynuyor hamilelik yalanı ile daha sonra eserin baş kahramanı Samim
"Simeranya " adlı ütopik bir şehir hayal ediyor ve kitabını yazıyor. Aşık. Çocuğu yaşındaki Meral'e. Belki de çocuğu. O da muamma. Adam bir göz kırpmadan, bir nefes alışından, diz oynatışından senin içini dışını, düşündüğünü düşünmediğini, yaptığını yapacağını anlayabiliyor. Zavallı Meral ne yalan söylese inandıramıyor. Bir örnek vereceğim. Meral kızımız aşırı Paris düşkünü. Toplum tarafından dışlanmış ve 'orospu' olarak yaftalanmış yakın arkadaşı Feriha tarafından kandırılıp, Paris'e götürülmek, zengin ve yaşlı bir koca bulup zevk-i sefa sürmek peşindeler. Samim