Mel

Varlık yokluk derdini aklından sil; Bırak öteleri de kendini bil. Doldur şarabı, geniş bir nefes al: Kaç nefes alacağın belli değil. Bir elde kadeh, bir elde Kuran; Bir helâldir işimiz, bir haram. Şu yarım yamalak dünyada Ne tam kâfiriz, ne tam Müslüman!
Reklam
sone 148
Ah şu sevgi ne biçim gözler koymuş kafama! Hiç yok onlarla gerçek arasında ilişki; Olsa bile fırsat yok doğru yorumlamama Gözlerin gördüğünü. Aklım öyle gitmiş ki Sevgilisi güzelse yalancı gözlerimin Ve dünya değil derse, sanki ne anlam taşır? Güzel değilse, demek, gözlerinde sevginin Yoktur tüm insanlara görünen gerçek - Hayır! Ne yapsın? Nasıl ersin aşkın gözü gerçeğe? İçi dışı yaş dolu, seyretmekten perişan. Öyleyse şaşmamalı ben yanlış gördüm diye: Güneş bile göremez gökler saydam olmadan. Kurnaz sevgi, yaşlarla kör tutuyorsun beni, Sağlam gözler görmesin diye iğrençliğini.
Sone 113
Senden ayrı düşeli, ben aklımla görürüm: Bana göstersin diye yöneldiğim yerleri El yordamından medet umarım, yarı körüm; Gözüm görür gibidir, ama sönmüştür feri. Bu göz, gönlüme hiçbir gerçek iz göstermiyor, Ne kendi gördüğü kuş, ne çiçek, ne bir varlık; Türlü görüntülerden akla hiç pay vermiyor, Ama bir iz tutmağa gücü yetmiyor artık. Görse bile en kaba, ya da en ince yüzü, En çarpık yaratığı, en çok sevgi vereni, Dağları ve denizi, geceyi ve gündüzü, Kargayı ve kumruyu, hepsinde bulur seni. Başka şey sığmaz, dolmuş seninle tıklım tıklım, Gözümü sahte yapar gerçeği gören aklım.
Sone 74
Üzüntüye kapılma: zalim ecel kıskıvrak Tutup atınca beni dönülmez bir zindana Yine de şiirlerim dünyada yaşayarak Varlığımı sürdüren bir anıt olur sana. Şiirimi okursan göreceksin demektir Bu kutsal armağanı sana bırakıyorum: Toprak kopup geldiği toprağa dönecektir Ama sendedir gerçek varlığım olan ruhum: Öyleyse yitirdiğin canın posası ancak Solucanların avı ecel kölesi beden Hınzırın bıçağına boyun eğen bir korkak; Öyle alçak ki onu hiç anmamalısın sen. Bedenimin değeri ruhun kabı olmaktır Ruhunki ise sende şiirimle kalmaktır.
Sone 27
Yorgun argın, alırım yatağımda soluğu: Yatak, yol yorgununa en hoş dinlenme yeri, Ama bu sefer başlar aklımın yolculuğu, Kafam çırpınır gövdem bitirmişken işleri; Depreşen duygularım gurbet elden o zaman Sana varmak isteyip uğrunda hacca çıkar, Baygınlaşan gözlerim açıldıkça durmadan Sırf körlerin gördüğü karanlıklara bakar: Hiç değilse ruhumda düş kuran bir göz var da Görmeyen bakışıma senden hayal getirir, Hayalin karanlıkta elmas gibi parlar da Korkunç geceyi süsler, ona taze yüz verir. Gündüz bedenim, gece aklım huzur bulamaz, Gövdeyle baş senden de benden de kurtulamaz.
Reklam