Yazarımız ilahiyat mezunu ve bu çizgiden kopmadan var ettiği yaşam felsefesi her cümlesine sirayet etmiş durumda. İlk 120 sayfa Osmanlı Çağ'ı hasreti ile ağır Cumhuriyet karalaması üzerine kurulu ama sebat gösterip kitaba devam edebildim. Tabii sanatsal bir kitaba bu kadar taraflı politik bir giriş yapıldığı için haliyle okuyucu olarak bize de söz hakkı doğmuş oluyor.
Yazarımız Osmanlı Devletine çok kutsal bir varlık misyonu atfedip, modernleşme ve nihayetinde Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte gelen yenilik ve yasakların (saltanatın ve halifeliğin kaldırılması, şapka ve kıyafet devrimi, tekke/zaviyelerin kapatılması, İsviçre, İtalya kanunlarının alınması, harf ve Arapçadan arındırılan dil devrimi gibi yeniliklerden söz ediyor) bu kutsiyeti yok ettiğini düşündüğü için öfkeli, kızgın ve üzgün. Kitapta "Osmanlı Türkleri" ve "Cumhuriyet Türkleri" diye sürekli ayrıştırıcı bir dil kullanıyor ve Osmanlı özünden kopup, yenilikler ile geçilen Cumhuriyet'i "Travestik Kimlik" olarak tanımlıyor.
Osmanlı Devleti; Osmanlı Torunlarının sistematik bir şekilde yaptıkları eksik ve yanlış politikalardan ötürü zamanla gücünü kaybeden ve en sonunda da çöken bir İmparatorluktur. Cumhuriyet, Osmanlı Devleti'nin yıkılış sebebi değil, onun bir sonucudur. İşlevini yitirmesi ve çökmenin sonucunda çağın yapısına en uygun yönetim şekli olan Cumhuriyetçiliğe geçilmiştir. Yani, Şentürk'ün kızması gereken Cumhuriyetçilik değil, Osmanlı’nın torunlarıdır. Dışa kapalı, içerde zevküsefa içinde, akılcılıktan uzak tutumları ile bir imparatorluğu yok ettiler. Keşke Fatih Sultan Mehmet gibi güçlü kişilikler olsalardı da dünyanın en güçlü ülkeleri arasında yer almış olsaydık, ama değiliz.
Sıkça kullandığı Osmanlı Türkleri/Cumhuriyet Türkleri ayrımına Salih Bilgin ile yaptığı röportajda Bilgin güzel bir