Mel

Enformasyon artık taşıyıcılarından bağımsız olarak yüzüyor; anlamları ve ilişkileri yeniden düzenlemek için bedenlerin fiziksel mekân içinde yer değiştirmesi ve yeniden düzenlenmesi hiç olmadığı kadar gereksiz. Bazı insanlar (hareket halindeki seçkinler, hareketliliğin seçkinleri) için bunun anlamı, kelimenin gerçek anlamında, gücün “fiziksel olmaktan çıkarılması” gücün yeni ağırlıksızlığıdır. Seçkinler mekânda seyahat eder, hem de eskisinden daha hızlı, ancak ördükleri güç ağının uzunluğu ve sıklığı bu seyahate bağımlı değildir. Gücün özellikle mali formunun yeni “bedensizliği” sayesinde güç sahipleri, bedensel olarak bir “yerde” duruyor olsalar bile, tamamen yurtsuzlaşmışlardır. Elektronikle desteklenen “siber mekânda" vücut bulan “yeni özgürlük" düzülen ortak methiyede kaydedilen şey, bu yeni seçkinler için gücün dünyevi olmayışı deneyimidir; Margaret Wertheim ,“Hıristiyanlık’taki cennet anlayışı ile siber mekân arasında bir benzerlik” kurmuştur. Bu dikkate değer benzetimde Wertheim şöyle der:  Nasıl ilk Hıristiyanlar cenneti maddi dünyanın kaosu ve kokuşmuşluğunun ötesinde, idealleştirilmiş bir âlem olarak hayal ettilerse -ki bu, çevrelerindeki imparatorluğun ufak olurken fazlasıyla aşikâr bir çözülmeydi- bu toplumsal ve çevresel dağılma çağında, günümüz siber mekân misyonerleri de kendi âlemlerini maddi dünyanın sorunları “üzerinde” ve “ötesinde” bir yer olarak sunuyorlar. İlk Hıristiyanlar cenneti insan ruhunun bedenin zaaflarından ve yanılgılarından kurtulacağı bir âlem olarak tanıtırken, siber mekânın günümüz savunucuları ise siber mekânı benliğin fiziksel bedenin sınırlarından kurtulacağı bir yer olarak ayakta alkışlıyorlar.
Reklam

Mel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·648 syf.·
30 günde okudu
·
2024 5. kitabı
Puan vermedi·432 syf.··
2024 2. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2024 21:03
Yazarımız ilahiyat mezunu ve bu çizgiden kopmadan var ettiği yaşam felsefesi her cümlesine sirayet etmiş durumda. İlk 120 sayfa Osmanlı Çağ'ı hasreti ile ağır Cumhuriyet karalaması üzerine kurulu ama sebat gösterip kitaba devam edebildim. Tabii sanatsal bir kitaba bu kadar taraflı politik bir giriş yapıldığı için haliyle okuyucu olarak bize de söz hakkı doğmuş oluyor. Yazarımız Osmanlı Devletine çok kutsal bir varlık misyonu atfedip, modernleşme ve nihayetinde Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte gelen yenilik ve yasakların (saltanatın ve halifeliğin kaldırılması, şapka ve kıyafet devrimi, tekke/zaviyelerin kapatılması, İsviçre, İtalya kanunlarının alınması, harf ve Arapçadan arındırılan dil devrimi gibi yeniliklerden söz ediyor) bu kutsiyeti yok ettiğini düşündüğü için öfkeli, kızgın ve üzgün. Kitapta "Osmanlı Türkleri" ve "Cumhuriyet Türkleri" diye sürekli ayrıştırıcı bir dil kullanıyor ve Osmanlı özünden kopup, yenilikler ile geçilen Cumhuriyet'i "Travestik Kimlik" olarak tanımlıyor. Osmanlı Devleti; Osmanlı Torunlarının sistematik bir şekilde yaptıkları eksik ve yanlış politikalardan ötürü zamanla gücünü kaybeden ve en sonunda da çöken bir İmparatorluktur. Cumhuriyet, Osmanlı Devleti'nin yıkılış sebebi değil, onun bir sonucudur. İşlevini yitirmesi ve çökmenin sonucunda çağın yapısına en uygun yönetim şekli olan Cumhuriyetçiliğe geçilmiştir. Yani, Şentürk'ün kızması gereken Cumhuriyetçilik değil, Osmanlı’nın torunlarıdır. Dışa kapalı, içerde zevküsefa içinde, akılcılıktan uzak tutumları ile bir imparatorluğu yok ettiler. Keşke Fatih Sultan Mehmet gibi güçlü kişilikler olsalardı da dünyanın en güçlü ülkeleri arasında yer almış olsaydık, ama değiliz. Sıkça kullandığı Osmanlı Türkleri/Cumhuriyet Türkleri ayrımına Salih Bilgin ile yaptığı röportajda Bilgin güzel bir
Müzik ve KimlikRıdvan Şentürk · Küre Yayınları · 201618 okunma