Bir erkek, eziyet çekmeden yapay bir kişilik uğruna kendinden kurtulamaz. Hatta bu kurtulma girişimleri, bütün olağan durumlarda, kötü ruh hali, duygulanımlar, korkular, saplantılı düşünceler, yanlışa düşmeler, kötülükler biçimindeki bilinçdışı tepkimelere neden olur. Toplumsal açıdan “güçlü adam”, özel hayatında genellikle sadece kendi duygu durumundan endişelenilen bir çocuktur. Toplum içerisindeki disiplini (bunu, başkalarından özellikle talep eder) içerde sefil bir şekilde parçalanır. “İşindeki mutluluğu”, evde hüzünlü bir görünüme bürünür. Onun “kusursuz” genel ahlakı, maskenin arkasında gerçekten tuhaf gözükmektedir.
Dünya, bireyi maske ile özdeşleştirmeye çanak tuttuğu sürece, erkekler içerden gelen etkilere teslim olurlar. “Yukarıdaki, aşağıdakine dayanır” der Lao-tzu. Karşıtlık, içerden çıkmak için zorlar yolunu, tıpkı bilinçdışının Beni personaya çeken aynı güçle Beni sindirmesi gibi. Personanın cazibesine karşı dıştan bir direncin olmayışı, benzer zayıflığın bilinçdışının etkisi karşısında içerde de olacağı anlamına gelir. Dışarda etkili ve güçlü bir rol oynarken bilinçdışından gelen her etki karşısında içerde feminen bir zayıflık gelişir. Ruh halleri, aşırılıklar, çekingenlik hatta (iktidarsızlık ile sonuçlanan) sönük cinsellik adım adım üstün gelir.