Mel

Mel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·200 syf.·
6 günde okudu
·
2023 20. kitabı
Carl Gustav Jung
8.1/10 · 633 okunma
Reklam
Bir erkek, eziyet çekmeden yapay bir kişilik uğruna kendinden kurtulamaz. Hatta bu kurtulma girişimleri, bütün olağan durumlarda, kötü ruh hali, duygulanımlar, korkular, saplantılı düşünceler, yanlışa düşmeler, kötülükler biçimindeki bilinçdışı tepkimelere neden olur. Toplumsal açıdan “güçlü adam”, özel hayatında genellikle sadece kendi duygu durumundan endişelenilen bir çocuktur. Toplum içerisindeki disiplini (bunu, başkalarından özellikle talep eder) içerde sefil bir şekilde parçalanır. “İşindeki mutluluğu”, evde hüzünlü bir görünüme bürünür. Onun “kusursuz” genel ahlakı, maskenin arkasında gerçekten tuhaf gözükmektedir. Dünya, bireyi maske ile özdeşleştirmeye çanak tuttuğu sürece, erkekler içerden gelen etkilere teslim olurlar. “Yukarıdaki, aşağıdakine dayanır” der Lao-tzu. Karşıtlık, içerden çıkmak için zorlar yolunu, tıpkı bilinçdışının Beni personaya çeken aynı güçle Beni sindirmesi gibi. Personanın cazibesine karşı dıştan bir direncin olmayışı, benzer zayıflığın bilinçdışının etkisi karşısında içerde de olacağı anlamına gelir. Dışarda etkili ve güçlü bir rol oynarken bilinçdışından gelen her etki karşısında içerde feminen bir zayıflık gelişir. Ruh halleri, aşırılıklar, çekingenlik hatta (iktidarsızlık ile sonuçlanan) sönük cinsellik adım adım üstün gelir.
Kadınlar aşırı erilliğin bu fiziksel gösterilerini çekici bulur görünmüyorlar. Bu düzeltilmemiş eril tipi çekici bulan kadınlar bile kendilerini çeken şeyin ender olarak fiziksel nitelikler olduğunu kabul ediyorlar; onlar, vücudun ne olduğundan çok onun simgelediği şeyi beğenme eğilimindeler: Güç, koruma ve rahatlık. Erkekler kadınlara ve kendilerine fiziksel yabancılardır, çünkü bu erkek egemen toplumda tanımlama gücüne sahip olan erkeklerdir. Erkekler bugün cinsel tanımlamalar üzerine yürütülen çalışmada bulunmazlar. Erkeklerin bedenleri ve cinsellikleri veri olarak kabul edilir, kadınların vücudu yoğun bir şekilde tanımlanır ve gereğinden fazla teşhir edilirken onlarınki inceleme dışı tutulur. Cinsel ve top­lumsal anlamlar kadınların bedenleri üzerine yazılır, erkeklerinkine değil. Erkekler görünüşü denetleyerek kendilerini resim dışı tuttu­lar, çünkü tanımlanan bir vücut, kontrol edilen bir vücuttur. Erkekler kadınları estetik cins kılarak onları aynı zamanda boyun eğen cins kıldıklarını açıkça biliyorlar. Bu bilgi muhtemelen bilinçdışıdır, fakat var olduğuna kuşku yok. İnsanların vücutları, anatomileri ve bazı anatomik kapasiteleri vardır. Fakat vücutlarımız bizim kaderimiz değil. Vücudun duygulanımları var; üreme ve cinsellik etkinliklerinin çevresinde bir dizi karmaşık duygu ve anlam var. Bazıları cinselliğin genel kültürel tanımlarındandır, ancak bazıları da bizim kendi kişisel tarihimizden geliyor. İnsanlar hayvansa, insanların aynı zamanda doğal olduğunda ve dolayısıyla yaptıkları her şeyin doğal olduğunda ısrar etmenin bir anlamı yok. Şeyler doğaldır, çünkü başımıza gelirler, fakat bunun ötesinde toplumların onları nasıl organize ettiğine, yaşamlarımızda ne anlam a geldiklerine ve bu olaylar hakkında neler hissettiğimize dair önemli farklar
Puan vermedi·150 syf.··
2023 17. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2023 23:20
Her birimiz iki kere doğarız diyor Todorov; Doğa içinde ve Toplum içinde. Hayat ve varlığa doğarız. Ne kadar da derin bir tespit! Belki kitaptan kopuk çok fazla yorum ekleyeceğim ama bende bıraktığı iz ve tespitleri tekrar okumak adına da not düşmek istiyorum. Ben, kendimi anlamaya çalışıyorum. Ben bir insanım, kendimi anlamaya çalıştıkça insanı daha iyi anlamaya başlıyorum. İnsanı çözümledikçe insanın toplum içindeki hareket ve seçim gerekçelerini görmeye başlıyorum ve bu noktada insanın, diğer insanların bakışını, onayını, sevgisini, takdirini, ilgisini ve zamanını elde etmek için giriştiği davranış modellerini görmeye başlıyorum. Anlayabildiğim kadarıyla; yaşadığımız sorunların, sıkıntıların, acıların ve başarısızlıklarımızın en büyük sebebi, diğer insanların zihnindeki varlığımızı önemsememizden kaynaklanıyor. Bu yanlış bir şey mi, değil tabii ki ama real varlığımızı tanımadan diğer insanların zihnindeki varlığımız için çabalamak negatif bir efordur. Kendinizden uzak, hayal ettiğiniz kendiliğinize çıkmak için real varlığınızı değersizleştirirsiniz. Kendinden kopan insan, gerçeklikten kopar ve ortak hayatın acımasız girdabına düşmeye başlar. Todorov'ın o kadar etkileyici tespit ve anekdotları var ki ben ve diğerlerinin sembiyotik etkileşimi içinde zorunlu var oluşumuz insanı ürkütüyor. Aristoteles şöyle der; Hayvanlar ve tanrılar kendi kendilerine yetmektedirler, dolayısıyla onlar yalnız varlıklar olarak düşünülebilir; insan ise çaresiz bir eksikliğe sahiptir, diğerlerine muhtaçtır. Biz zorunlu olarak diğer insanlara muhtacız, diğer insanlar olmadan yaşayabiliriz ama var olamayız. İnsanlar toplum içinde yaşamaya başlar başlamaz diğerlerinin bakışlarını kendi üzerine çekmeye çalışırlar. "Her birimiz diğerlerine bakarak ve bakılına isteğiyle başlarız hayata."
Ortak HayatTzvetan Todorov · Dost Kitabevi · 200810 okunma