Mel

Mel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·150 syf.··
15 günde okudu
·
2023 17. kitabı
Tzvetan Todorov
7.7/10 · 10 okunma
Reklam
Günümüzde çok yapıldığı gibi "toplumsal" ihtiyaçların açlık gibi biyolojik ihtiyaçlarla eşleştirilmesi son derece yoldan çıkarıcıdır: Bu, kişilerle ilişkiyi sanki nesnelerle ilişkiymiş gibi tanımlar. Bir nesneye sahip olabilirim: Önce uzaktadır, sonra yanı başımda. Bir elmayı yersem elma artık yoktur, onu bedenimin sindirebileceği bir yiyeceğe -temelli- dönüştürürüm. Ama bir kişiyle olan ilişkimde buna benzer hiçbir yön yoktur (elbette onu nesneye dönüştürmezsem, ne yazık ki çok sayıda örneği vardır; peki ama o zaman da artık benim varoluşumu onaylayamaz hale gelir) ondan haz almak onu yok etmeyi gerektirmez, onu içselleştirerek özerkliğini azaltmam. Burada alınıp verilen §ey elden ele geçen bir nesne gibi bizzat alışveriş sürecinden ayrılamaz; benim arzuladığım ilişkinin bana getirebileceği bir §eyler değil tam da ilişkinin kendisi -aşk, rahatlık, takdir. Bir sıvıyı bir başkasına aktarır gibi beni zevkle (takdir çeşitleri) dolduramaz kimse. Yaşama itkisinin tatmini ve var olma itkisinin tatmini birbirlerini koşut olarak tamamlarlar; bu durumda bunları birbirinden zorlukla ayırırız. Ancak birinin tatmini diğerine karşı da olabilir; ayrıca Schopenhauer'in düşünmüş olabileceği gibi yaşamayı var olmaya yeğlemiş olmamız da kesin değildir. Duygusal zevklerden, yiyecekten ve cinsel hazdan vazgeçip sık sık "simgesel" zevklerin, ötekinin takdirinin ya da kendi bilincimizin bir bölümünün onayının peşine düşebiliriz. Daha ileri gidilebilir ve ahlaki bir temizlenme sanılan şeyi elde etmek için fiziksel rahatsızlıklar bile seçilebilir: Oruç tutulabilir, perhiz yapılabilir, sırta bir çuval geçirilebilir ya da kendi kendini kırbaçlayarak ten acıtılabilir. Genel kural olarak durumlar pek o kadar kesin çizgiyle ayrılmış değildir. Moritz kahramanının davranışını §öyle açıklar: "Reiser
İnsani olan'ı sadece insana özgü olan'a indirgeyemeyiz. İnsan öncelikle maddi bir nesnedir ve bu özellik bazı davranışlarını ona dayatır. Aynı zamanda yaşayan bir varlık, bir hayvandır ve hayvanlarla onlara özgü nitelikleri paylaşır; ikinci davranış kümesi bu yolla açıklanabilir. Ama aynı zamanda insan başka hiçbir canlıya benzemeyen, toplum içinde, diğer insanlarla birlikte yaşayan bir varlıktır. Kozmik, hayvansal ve toplumsal olmak üzere bu üç seviye bazı sınır durumlar belirlense bile birbirlerine indirgenemez. Böylece ilk sınır olmak ile yaşamak arasında, sabitlik ile değişim arasında, kendiyle aynılık ile dönüşüm arasında yer almaktadır. Olmak itkisini açığa çıkaran uç davranışlar bitkinlik, ağır depresyon, kendini hiçlikte yitirmedir; ama bu itkiden kısmen etkilenen eylemler çok daha yaygındır. İnsanın kendini ağaç, ta§, beton gibi hissettiği, bütün varlığın mineral haline geldiği, artık hiçbir şeyin bizi ilgilendirmediği, artık konuşma, her zamanki gibi hareket etme isteğinin kalmadığı, ötekinin var olmadığı, yemek yemenin bırakılıp yalnızca karın doyurulduğu, algımızın söndüğü, aynı anda yenilmez bir uyuşukluk içine düştüğümüz anları yaşamamış kim vardır ki? Bu hareketsizlik elbette çok zenginleştirici değildir, ama ondan istenen de bu değildir; bunun üstümüzde gerçekte olumsuz olsa da rahatlatıcı bir etkisi vardır. Bu ayrıca çelişkili olarak sonsuzluğa ve mutlak'a ilişkin olarak tek deneyimimizdir: Sadece hiçlik buraya katılır; hayatın her zaman geçici inşaları zorunlu olarak bitimli, kısmi, görecelidir. Bu duruma ili§ kin daha etkin bir değişke saplantılı ve mekanik jestleri yapmaktan, anlamdan yoksun ama geçmişte yapılmış eylemleri ardı ardına sıralamaktan ibarettir. Kimi günler bütün varlığı kaplar gibi görünen davranışlardır bunlar: Çimleri biçmek, evi
Freud'un hayat itkisi ve ölüm itkisi arasındaki ayrımından yola çıkarak üçlü bir ayrıma ulaşırız: Olmak, yaşamak ve var olmak. Olmak itkisini bütün maddelerle paylaşırız; yaşamak itkisini canlı varlıklarla paylaşırız; ama var olmak itkisi insana özgüdür.