Mel

Puan vermedi·271 syf.··
2023 13. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2023 13:51
Kitabın teması çok dikkat çekici olsa da ele alış ve işleyiş şekli bir o kadar zayıf.  Türk'ü Türk'ten daha iyi kimse anlatamayacağı için Türk Grup Davranışı gibi bir konuyu da Türk bir yazardan okumak zorundayız ama maalesef içerik olarak beğenemedim. Kitabı zihin süzgecinden geçirip, çer çöpten arındırınca değerlendirilebilecek birkaç şey kalıyor.  Potlaç Kültürü;  kızılderili kabilelerinde mal birikimlerini paylaştıkları bir gelenek. Vermek, hediye etmek anlamına geliyor. Türklerin gösteriş ve şatafat merakı, maddi imkanlarından çok daha yüksek araç markaları , evleri veya materyal araçları tercih etmeleri, kolay yoldan sınıf atlama istençleri, konukseverlik ve babadan oğula miras, hazıra konma gibi davranışları Potlaç Kültürü ile izah ediyor.  Türklerin piknik sulak alanlara merakının temel sebebini Şamanist inançlardaki su ve ağaç kültü ile bağlantılı olduğunu belirtiyor. Türk topluluklarında Kadın-Erkek iletişimi Araplardaki gibi keskin ayrımlara tabi olmadı veya Avrupa'daki gibi toplum içinde görünürlüğü belirgin değildi. Şamanizm ve İslamın yarattığı Anadoluya özgü bir Kadın-Erkek iletişimi oluştuğunu belirtir. Göka, İslamın Kadını toplumdan uzaklaştırmadığını iddia edip anlamsız bir argüman da öne sürüyor.  Atalara bağlılık, saygıyı da Şamanizm, Gök Tanrı inancı ile bağdaşlaştırılıyor.  Türkiye'nin bulunduğu coğrafi konum, Türk grup davranış karakterini belirlemesinde büyük etkisi olmuştur. Birden fazla ırk, din, dilin geçiş bölgesi veya işgal etmesi neticesinde Türkler'de ırkçılık gelişmemiştir. Diğer din ve ırklara hoşgörülü olmasının temel sebebi gösterilebilir. Coğrafi konumun getirdi savaşçı zihniyet de ele geçirme, feth etme, sahip olma duygusunu geliştirmiş. Bunun olumsuz sonucunu da Türklerin trafikteki saldırgan tutumuna yorabiliyor. Türk grubu bir
Türk Grup DavranışıErol Göka · Aşina Kitaplar · 200611 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Mel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·626 syf.··
18 günde okudu
·
2023 14. kitabı
Kolektif
8.3/10 · 11 okunma
Türkiye'de partiler, fikir ya da program partisi olmaktan çok, başkanlarının karakterine bürünmeye yatkındır. Bu yüzden CHP İnönü'nün, DP Menderes'in, AP Demirel'in, İslamcı partiler de Erbakan'ın partisi olmuştur.
Almanya, önümüzdeki bu derlemeler kitabında yer alan Meduza-kılıklı düşüncelerin yarattığı duygusal ve zihinsel bulanıklıklardan çıkıp kendisi için doğru olan yolu bulmadıkça, kendisi için ümit edebileceği bir gelecekten de yoksun kalacaktır. Belki de, "çıkmak" sözcüğü yerine, "sıyrılmak" demek daha doğru olacaktır. Ama, bu işin nazikçe konuşmalarla ya da konuya karşı yakınlık duygusu kazanmakla başarılması olanaksızdır. Bunların ikisine de yer olamaz burada. Ayrıca, tartışmak için yaran dokunabilecek retorikten de bu konuda bir yarar umulamaz. Bunların yerine, dil’in ve aklın henüz bize sağlayabildiği tüm olanaklarla, düşünsel binbir kurgulamayla insana hiçbir yarar sağlayamayan bu mistisizmin önümüze yığdığı kasvetin kaynağı olan "ilksel deneyim"(*) safsatasının içyüzünü göstermeliyiz insanlara. Ancak bunu yaparsak, savaş olgusunun iç yüzünü ortaya serebilir; savaşın ne bu yeni Almanların tapındıkları gibi "ebedi" bir savaş olduğunu ve ne de pasifistlerin sandıkları gibi "son" olarak kalacağını gösterebiliriz. Gerçekte, önümüzde tek bir savaş bulunmaktadır: İnsanların, ellerindeki teknoloji aracılığı ile Doğa’yla kurdukları ilişkiye uygun biçimde, kendi aralarındaki ilişkilerdeki yanlışlığı düzeltmekteki yetersizliklerinin giderilmesi için açılması gereken savaş. Bu son bir şans tanıyan, korku verici ve son savaştır. Bu düzeltim çabası başarısızlığa terk edilecek olursa, milyonlarca insan bedeni çelik ve gazlarla paramparça edilecek, ezilip yo kolacaktır. Ama, şiddetin Ölüler Ülkesi’nin müminleri olmayı kabullenmiş, içleri dışları Klages’in cilt cilt yazdığı yazılarla doldurulmuş bu yazarların teknolojiyi bir fetiş olarak görmeyip onu mutluluğa giden yolun ilk adımı sayan; kendileri kadar aylak olmadıklarından marazi düşüncelere yönelmedikleri için çok daha ölçülü,