Diktatör’ün gözlerinden bir gölge geçti, o yorgun bakışların arkasında hınzır bir alay var gibiydi. “Ben Tanrı’dan korkmuyorum delikanlı,” dedi fısıltıyla. "O ben den korkuyor. Benim varlığım onun varlığını sorguluyor.
Benim zalimliğim onun zalimliğini ortaya çıkarıyor. Benim varlığım evrenin adaletsizliğini, onun sessizliğini ifşa ediyor. Ben onun kusurlu bir yansımasıyım; bu yüzden benden nefret ediyor, bu yüzden beni cezalandırıyor.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
ben bir zamanlar, herkesin eşit olacağı bir ülke hayal ettim. Herkesin çalışacağı, her şeyin bolluk içinde olacağı bir ülke. Gençliğimin rüyasıydı bu, tıpkı senin şu anki umutların gibi saf ve gerçekti. Ama sonra anladım ki düzeni sağlamak için demir bir el gerekir. Düzen özgürlükten daha önemlidir. Özgürlük anarşinin kardeşi gibidir. Biri geldiğinde diğeri de peşinden gelir; tıpkı bir fırtınanın peşinden gelen yıkım Diktatör kalktı, elini duvara dayadı ve yavaşça yürüdü. Yürüdükçe adımlarının altındaki halıdan toprak, çamur ve kan kokusu yayılıyordu. Diktatör o toprakta ye tişen yorgun bir ağaç gibiydi, kendi gençliğinin labirentinde, geçmişin hayaletleriyle yürüyordu. Selim’in de anıları canlanıyordu birer birer; öğrenci gösterileri, hava da uçuşan bildiriler, atılan sloganlar, cop sesleri, polis baskınları ve ardından gelen o boğucu sessizlik...
"Sizler, sadece fırtınanın en güçlü olduğu ânı görürsünüz,” diye devam etti Diktatör, sesi şimdi daha sakindi. "Fırtınanın nasıl başladığını, nasıl bir yıkım bıraktığı bilemezsiniz. Ben de tıpkı senin gibi bir zamanlar adalet istiyordum. Çiftçi babamın elindeki nasırlar, Annemin gözlerine yerleşmiş o geçim derdi... Niye asker oldum sanıyorsun? Fakir çocukları girer askerî okullara.
O gün bu ülkenin düzeni için kendi hayatımı feda etmeye karar verdim. Kendi vicdanımı, kendi ruhumu bile feda ettim.”