Bu nedenle kendini tanımayan, bilmeyen, kısaca kendini bilmenin ilmine sahip olmayan kişi, suyun kaynağından habersiz olacağından, suyun hayattaki öteki uzantılarını da gereğince idrak edemeyecek; benlik zindanının kapısını açmak için nefis gardiyanının belindeki anahtarlara gözünü dikip bir ömür bekleyecek, sonunda da çürüyüp gidecektir.
Öte yandan nizam-ı alem insanların eylemlerinin cisimleşmiş hali olduğundan, beşeri olduğunda eskir, değişir, başkalaşır, gelişir, yenilenir. Ancak nizamın metafizik ve ahlaki ilkeleri esas itibarıyla vahye dayandığından sabittir.
Elbette doğal afetler gibi toplumsal afetler de doğaldır, örüntü olmanın başka bir veçhesidir. Ancak doğa, doğal olarak doğmaya devam eder; insanın doğuşu ise ölümünün tarzına, üslubuna bağlıdır.
Bir kişi ancak ait olduğu kültürün şahs-ı manevisi bulunan kavramlarını kaybetmişse o kültürü aşağılar. Bu nedenle, vicdanları terbiye etmeden yalnızca idrakleri eğiten milletler, kültürler kendi mensupları tarafından aşağılanmaya hazır olmalıdırlar.