Hayatımızın ipleri sadece bizim elimizde. Fakat insan çoğuncası durup kendini dinlemediği için veya da bu ortamı sağlamadığı için kendi gücünün farkında olmadan sürdürüyor hayatını. Zihnimize en iyi biz hükmedebilecekken, yaşamımızın patronları sadece bizken çevre faktörünün onu kolayca şekillendirmesine izin veriyoruz. Çevreye tanıdığımız ve izin verdiğimiz cüretkâr tavrı kendimiz göstermekte aciz davranabiliyoruz ,sonrası hepimizin malumu olduğu depsresif bir ruh hali.. Kendi değerinin ,kendi yapabileceklerinin, kendi gücünün farkına varmamış ve kendini henüz tanıyamamış bir ruhun önünde tüm insanlık diz çökse yine de tatmin olmaz. Çünkü kendini tanımayan neler yapabileceğini deneyimlemekten dahi korkan bir birey henüz "birey" olamamıştır. Bu gün toplumsal problemlerin bir çoğu bir davranışı neden sergilediğimizi dahi bilmeden sürü psikolojisiyle hareket etmemizden ve derinlemesine düşünmeden hareket etmemizde yatıyor. Sorgulamak,düşünmek ve tam tefekkür halinde olmak insanı kendi ruhuna yaklaştırır. Kendine tam anlamıyla hakim olan insanın önünde hiç bir güç duramaz. Stefan Zweig'ın da dediği gibi bir kez kendi içindeki insanı anlayan, tüm insanlığı anlar. Çünkü düşüncelerimiz tüm evreni dolaşan sessiz çığlıklardır. Iyi ya da kötü mutlaka sahibine geri döner her oluş, her varoluş ve her düşünce. Irade terbiyesi kitabı insana içindeki gücü hatırlatan bir kitap. Ben çok severek okudum. Tavsiye ederim