Bir Fincan Okuma Kitapların Meleği

Bir Fincan Okuma Kitapların Meleği
@MeleginBlogu
“Kitap, bir alan; okur içine girmeli, dolanmalı, belki kendini kaybetmeli, ama belli bir noktada bir çıkış hatta birçok çıkış bulmalı. Kitap, dışarı çıkabilmek için bir yola koyulma olanağı.”
Sayfa 10·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Puan vermedi·288 syf.·
Beğendi
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 07:56
·
2026 20. kitabı
Eli R. Lebowitz
7.8/10 · 97 okunma
Puan vermedi·440 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 16:49
Bazen bir kitap bittiğinde sadece bir hikâye okumadığını anlarsın; sanki kendi hayatının içinden bir kapı açılmıştır. Ayfer Tunç’un Annemin Uyurgezer Geceleri tam olarak böyle bir roman. Zamanın insanı nasıl yavaş yavaş aşındırdığını hatırlatıyor. Geçmişin, insanı hem hayata bağlayan hem de en zayıf yerinden yakalayan o tuhaf gücünü… “Unutmak insan beyninin hayatı sürdürebilmek için bulduğu en muhteşem çözümdü.” Roman, Şehnaz’ın hayatına bakışıyla açılıyor. Annesi ve anneannesiyle yaşayan bir kadının, geçmişle hesaplaşmasını okuyoruz. Bir gece annesinin uyurgezer olduğunu fark etmesiyle ise hikâye bambaşka bir yere evriliyor. Çünkü o geceden sonra yalnızca bir uyurgezerlik değil, yıllarca saklanmış aile sırları da ortaya dökülmeye başlıyor. Bir yanda otuz yıla yayılan, aşk sandığı ama zamanla bağımlılığa dönüşen bir ilişki… Diğer yanda kuşaklar boyunca taşınan kadın hikâyeleri, aile yaraları ve sessiz acılar. Roman ilerledikçe insan şu gerçekle yüzleşiyor: Bazen yaşadığımız hayat gerçekten bizim seçtiğimiz hayat değildir. Üzerimize biçilmiş hayatların içinde yaşamaya çalışırız. “Aşk hatıraları demli çay gibidir; ilk bardağın tadına doyulmaz ama her hatırlayışında demliğe su çekersin.” Bu kitap yalnızca bir aşk hikâyesi değil. Bir kadının kendini, geçmişini ve ailesini yeniden anlamaya çalışmasının hikâyesi. Ve en çok şu düşünce kalıyor akılda: Herkesin taşıdığı bir varoluş hikâyesi var. Ve bazen insanın sırtında taşıdığı yükleri kimse bilmiyor. Benim için hem duygusal hem düşündürücü hem de çok sarsıcı bir romandı.
Edebiyat
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20266,9bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 00:00
Martı, her karakterin içinde ayrı bir kırılganlık taşıdığı, insanın iç dünyasını sahneye çıkaran güçlü bir tiyatro eseridir. Okurken ilginç bir çağrışım yaşadım. Nina Zareçnaya bana Neriman’ı, Trigorin Macit’i, Treplev ise Şinasi’yi hatırlattı. Bu yüzden eseri yer yer Fatih-Harbiye ile düşünmeden edemedim. Treplev yeni biçimler arayan genç bir yazardır. Annesi Arkadina tarafından sürekli küçümsenir, sevdiği kadın Nina ise Trigorin’e hayranlık duyar. Böylece Treplev hem sanatta hem aşkta yalnız kalır. Trigorin’in anlattığı “martı hikâyesi” aslında eserin sembolüdür. Göl kıyısında özgürce yaşayan bir martı, sırf can sıkıntısı yüzünden vurulur. Bu martı bazen Nina’yı, bazen hayalleri ama en çok da Treplev’i simgeler. Bana kalırsa Martı’nın asıl gücü olaylardan değil karakterlerin iç dünyasından gelir. Her biri kendi hayallerinin ve kırılmalarının içinde kaybolur. Bu yüzden oyun bittiğinde insanın aklında şu soru kalıyor: Gerçekten kim martıdır? Nina mı? Hayaller mi? Yoksa yenilik peşinde koşarken yalnız kalan Treplev mi?
Edebiyat
MartıAnton Çehov · İndigo Kitap Yayınları · 201926,6bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mart 2026 00:00
·
2026 18. kitabı
Anton Çehov
7.4/10 · 26,6bin okunma
Reklam