Melek Sezer

Melek Sezer
@Melek1414
Flectere si nequeo superos acheronta movebo! ‘’Earth to earth, ashes to ashes, dust to dust.’’ ‘'Hürriyet, şuurun cevheridir, şuur da insanındır.’’
Marmara Üniversitesi -Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler
Lisans
İstanbul
163 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Serbest İnsanlar Ülkesinde
Puan vermedi·160 syf.··
2021 81. kitabı
Ahmet Ağaoğlu bizleri ütopik bir dünya alemine sürüklerken hür olmanın da bazı sorumlulukları olduğunu hatırlatarak ilerliyor. Hür olmak mı istiyorsunuz tabi olmak mı seçim sizin fakat bu tercihinizden sonra hürriyetin de gerekliliklerini yerine getirmeniz gerektiğini ütopik bir şekilde gözler önüne yalın ve net bir şekilde eserinde anlatmaktadır. Emek vermeden yemek olmaz nasıl ki bir çiçeği tohumundan alarak su ile gübre ile besliyorsanız hürriyet de vatandaşların haklarını savunmasından, haklarını bilmesinden ülkesi için üstüne düşen görevleri layıkıyla yerine getirmesiyle beslenecek ve küçük bir tohumken büyük bir meyve ağacına dönüşüp yeşerecektir. Bu küçük tohumu yeşertirken ilk önce aile daha sonra çevre ve sosyal hayatta şekillenecektir. İnsanlara küçük yaşlarda korku tohumunun ekilmesi çocuklara küçük yaşlarda perilerle, cinlerle, devlerle başlayan ve sonunda hayata karışan bu küçük çocuk babasının yumruğuyla , polisin değneğiyle korkutularak pasif ve uysal bir hal alır. İşte bu yüzden insanlar korkak doğmazlar onları korkak yapan bizleriz. ‘’Aile ve mekteptir ki çocukların ilk ruhi temellerini atarlar. Çocuk, anne ve babasını ve ilk muallimini taklit eden bir mahluktur .’’Sy.21 ‘‘Hürriyet, şuurun cevheridir, şuur da insanındır.’’Sy.19
Düşünce
Serbest İnsanlar Ülkesi'ndeAhmet Ağaoğlu · Mavi Gök Yayınları · 2020205 okunma
Reklam
Puan vermedi·134 syf.··
2021 55. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2021 23:42
Kitap Analizi Yazarımızın Hayatı Suç ve Ceza, Budala, İnsancıklar, Karamazov Kardeşler gibi dünyaca ünlü eserlerin yaratıcısıdır Fyodor Mihayloviç Dostoyevski. 1821 yılında Moskova’da doğmuş ve 1881’de yine Rusya’da San. Petersburg’da hayata veda etmiştir. Zor bir çocukluk geçirmiş, pek çok kez hayal kırıklığı yaşamış, hayatı yakından tanıdıktan sonra da roman yazmaya başlamıştır. Alkol bağımlısı, sert bir baba ile hastalıklı, hor görülen bir annenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Babası sağ olsun; tıpkı Franz Kafka gibi o da nefret duygusuyla henüz küçük bir çocukken tanışmış, aynı şekilde içe kapanık annesinin haline üzülmüş ve romanlarındaki karakterlerinde hep onların üzerinde bıraktığı izlere yer vermiştir. 59 yıllık ömür yolculuğunda, bir tek manevi değil maddi açıdan da güçlüklerle karşılaşmış, hiçbir zaman sıradan insanların mutluluğunu yaşamamıştır bu derin insan. Ama zaten bir seçeneği olsaydı da yine yaşadığı hayatı seçermiş diye düşünüyorum. Çünkü Dostoyevski’ye göre; ruhu yüceltecek bir acı, bayağı bir mutluluktan çok daha üstün nitelik taşıyor. Kendisiyle çelişen bir yapıya sahip olmasına rağmen gerçek hayatında da Dostoyevski’nin bunalımını bir derecede olsa yaşadığını görebiliriz kendini kumara vererek bohem çevrelerde bulunarak ve hatta kürek mahkumluğu yaparak ölüm cezasına çarptırılmanın da duygusunu öğrenmiştir. Franz Kafka’ya baktığımızda gayet iyi bir şekilde hayatını devam ettirdiğini herhangi bir yoldan çıktığı davranışlara rastlayamayız bundan dolayı da kendi bünyesinde yaşadığı yabancılaşmayı eserlerinde gözlemleyebilmekteyiz fakat Dostoyevski’de durum madalyonun öbür yüzü gibidir. Kitabın Analizi “Bence bütün o mükemmel sistemler, insanlığa gerçek, normal çıkarların neler olduğunun açıklanması, bunların sağlanmasıyla herkesin
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Kapra Yayıncılık · 2020159,6bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2021 52. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2021 12:20
Demokrat Parti Dönemi ve İdeolojisini açıklamak üzere birçok yol ve yöntem vardır. Demokrat parti dönemi Türk Siyasal hayatı açısından demokrasi kavramının filizlenmesine ve yerleşmesine olanak sağlamak için atılmış önemli adımlardadır fakat bu demokrasi kavramı ülkemize giderek yanlış bir şekilde filizlenecektir. Türk Siyasal Hayatını anlamak amacıyla geçmiş ile bağlantı kurmak ve bu bağlantılar arasında yorumlara salatamızı renklendirmek için Demokrat Parti Dönemi geçmiş ile beraber alıp tabiri caizse hamurumuza çeşitli malzemeleri kattıktan sonra yoğurmaya başlayacağız. Demokrasimizin emekleme dönemi olarak da adlandırabileceğimiz bu dönem toprak ağalarının aydın kesim üzerinde halk kitlelerini de kullanarak üstün bir konuma gelme çabasından ibarettir. Demokrat parti özellikle parti bünyesinde de liberalizm ve demokrasi iddialarında bulunacak. Liberal ilkeler doğrultusunda idealine ulaşmaya yakın olsa da demokrasi kavramının da yanlış anlaşılmasına ve her dönem gibi kendinden önceki bir dönemin de tekrarı olmaktan kendini kurtaramayacaktır. Cumhuriyet Halk Fırkasını birçok konuda sorumlu bulan kendini ezen, hor gören, isteklerini karşılamayan bu hükümete karşı da halkın temsilcisi olarak kendini sembolize etmiş ve sonunda da başarılı olmuştur diyebiliriz. Bir dönemi ve toplumu anlamak demek toplumun derinlerine sinmiş duygularla olaylar arasında bağlantıyı yapabilmek demektir benim için bundan dolayı dönemi daha iyi anlamak adına halkı, üretimi, sosyal sınıfları yaşadığı bunalımları da anlamak gerekir. Dönemin yapısına baktığımızda göreceğiz ki halk savaştan çıkmanın yüküyle beraber iktisadi bir kalkınma hedefleyen bir kitlenin ellerinde her dönem olduğu gibi sürüklenmeye devam eden bir köleydi. Toprak ağalarının bu dönemdeki dikkat çekici isimlerinden birisi de
Demokrat PartiCem Eroğul · Yordam Kitap · 2014115 okunma
9/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2021 42. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2021 16:57
Bir kitabı incelemede bulunmadan önce yazarın hayatı hakkında bilgi edinmenin faydalı olacağını öngörmekteyim bundan dolayı ilk olarak kısaca İhsan Oktay Anar ile ilgili bilgiler vereceğim. İhsan Oktay Anar, 1960 yılında Yozgat'ta dünyaya geldi. İlk ve orta öğrenimini İzmir'de tamamladı. Lisans, master ve doktora öğrenimini Ege Üniversitesi Felsefe Bölümü'nde yaptı. Aynı üniversitede -2011 yılında emekli olana kadar- öğretim üyesi olarak görev yapmıştır. • İhsan Oktay Anar aslında bir felsefe akademisyenidir. Romanlarında bunu okuyucuya hissettirmektedir. • Anar, felsefenin anlaşılmaz gibi görünen yanlarını romanın anlatım özellikleri ile buluşturup edebiyatımızda felsefi roman çığırının açılmasında önemli bir adım atmıştır. • Anar romanlarında felsefe, tarih, polisiye iç içedir fakat daha da önemlisi onun metinleri "üst kurmaca" bir anlayışın ürünüdür. Kitap fantastik bir roman olarak ele alınabilir fakat bunları verirken yazarımız içine tarihi felsefeyi de katmış diyebiliriz. Roman sizi oradan oraya farklı dünyalara sürüklemekle kalmayacak sırların arkasında keşiflerle dolu bir yolculuğu da size sürükleyecektir. Düş ile gerçeğin bir arada yoğurularak verildiği bu romanda afyonlu uykulara, dilencilerin dünyasına, rüyalara, yeraltında sürdürülen farklı yaşamlara geçiş yapacaksınız kısacası pusula sizi tıpkı bir denizde nereye sürükleyecekse siz de yönünüzü bildiğiniz halde akıntı size nereye götürürse oraya savrulacaksınız. Kitabı elinizden bıraktığınız her an bu büyülü dünyanın içerisinde dünyanın sıkıcılığından uzaklaşmak isteyebilirsiniz. Düşüncelerinizle var olmayı hake den bir kitap ne demiş Descartes ‘’Düşünüyorum öyleyse varım.’’ Bünyamin’in kişisel menkıbesini gerçekleştirmek üzere yol aldığı bu macerada çeşitli imgelerle karışılacaksınız. (Not: Simyacı
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,8bin okunma
Homo Deus İnceleme
Puan vermedi·456 syf.··
Beğendi
·
2021 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2021 16:49
HOMO DEUS İNCELEME Homo Sapiens’ten sonra Homo Deus ile devam eden bu kitap adından da anlaşılacağı üzere yarınlarımızın gerçek ve öz bir hikayesini gözler önünde canlandırmaktadır. Homo Deus ile birlikte insanların kendini tanrısallaştırmasına dikkat çeken yazarımız birçok konuda bilgin zihniyle geleceğe ışık tutmaya çalışmıştır. Eğitimden, sağlığa,ideolojilere ve geçmiş ile bağlantı sağlayarak geleceğimizin nasıl olacağına dair aydınlatıcı bilgileri zihinlerimizin içine vuku bulmuştur. Günümüzde yaşadığımız Covid-19 salgını yazar 2016 yılında kitabın ilk kısımlarında epidemik bir cehennemde yaşadığımızı ve insanın da bir o kadar güçsüz bir hayvan olduğuna işaret etmiştir. ‘’Yeni bulaşıcı hastalıklar sıklıkla patojenlerin mutasyona uğraması sonucu ortaya çıkıyor. Bu mutasyonlar sayesinde hayvanlardan insanlara geçen patojenler, aynı şekilde insanların bağışıklık sistemini çökertiyor ya da antibiyotik benzeri ilaçlara karşı direnç geliştirmesine sebep oluyor. İnsanın çevre üzerindeki etkileri yüzünden bugün bu tip mutasyonlar büyük ihtimalle daha sık meydana geldiği gibi geçmişe kıyasla daha da hızlı yayılıyor.’’ Yazar bu noktada çevreye verdiğimiz büyük etkilerin sonuçlarını net bir şekilde vermiştir diyebiliriz. Bu nokta da ayrıca yorumumu da eklemek isterim. Bugünlerde de yaşadığımız Covid-19 salgını insanlığın ne kadar yetersiz varlıklar olduğunu ortaya bir kez daha koydu. Üniversitenin ilk senesinin ikinci yarı yılını bitiremeden 3 hafta tatil diyerek çıktığımız bu yoldan 1 sene olmasına rağmen hala dönemedik. Madem bu kadar gelişmiş teknolojilere sahip bir dünya da yaşıyoruz neden hala salgını başarılı bir şekilde atlatamadık. İnsanlar hala salgın yüzünden ölmeye devam ediyor Türkiye’de uygulanan yanlış yöntemler sebebiyle ülkenin içi içler acısı durumda
Homo Deus: Yarının Kısa Bir TarihiYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 201714,4bin okunma
Reklam