Müzikte ahengin kulaga hoş gelebilmesi için öncesinde ahenksizlik olmalıymış. Bu sebeple müzikte ahenk ve ahenksizliğin bir arada var olması gerekiyormuş. Yaşamımızın da müzik gibi olduğunu söylüyor. Uyumdan önce uyumsuzluk oldugu için hayatlarımızın güzelliğini hissedebiliyormuşuz.
Hayalin her şey olmadığı hissiyatına kapılıyorum. Hayallerin önemli olmadığını da hayalden önemli hiçbir şey olmadığını da söylemiyorum ama sırf hayalim gerçekleşti diye mutlu olabilmek için yaşamak fazla karmaşık degil mi? 0 tarz duygular işte
"Kişinin kendisine objektif bir yaklaşım sergilemesi zor dur, kitap okusa bile" diye yanıtladı Youngju, bakışlarını kaldırmadan.
"O zaman kitap okumanın ne anlamı kalıyor?"
"Kitap okumanın dünyaya bakışımızı genişlettiği söylenir ki bu da dünyayı daha iyi anlayabilmemizi sağlar, anlayışa sahip oldukça da güçleniriz. Güçlendiğimiz yönünü başarıyla bağdaştıran insanlar olsa da durum yalızca güçlenmekle sınırlı değil;
anlayış beraberinde acıyı da getirir. Kitaplar, kısıtlı deneyimlerimizle bile görmediğimiz bir dünyanın barındırdığı acılarla çevrelenmiştir. Bir başka deyişle, eskiden farkında olmadığımız ıstıraplarla karşı karşıya kalmaz. Bir başkasının kederini derinden hissederken sadece kendi başarımız ve mutluluğumuzun peşinden koşmak zorlaşır. Bu yüzden kitap okumanın, aksine bizleri bahsedilen o başarıdan uzaklaştırdığı kanaatindeyim.
Kitaplar bizi başkalarının önüne ya da üstüne koymaz; başkalarının yanmda durmamızda yardımcı olur. Bu sebeple bizler bir başka açıdan başarıya ulaşıyoruz aslında."
- Yaşamı anlayan bir yazar tarafından yazılmış bir kitap olması. Anne ve kızıyla, anne ve oğluyla, kişinin kendisiyle ilgili kitaplar. Dünyaya dair, insana dair kitaplar. Yazarın engin anlayışının okuyucunun kalbine dokunması; o dokunuşun, okuyucunun hayatı anlamasına yardımcı olması.-
Bir kitabı güzel kılan, işte tam olarak bu nitelikler değil miydi?