Yani yalnızca içimizde yaşayan resim tarafından yönlendirilmeye izin verirsek ruhumuz “alev gibi basit” ve bedenlerimiz “akik bir lamba gibi sessiz” hâle gelecektir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Anne ve çocuğu, bağımlılıkla çok fazla ortak özellik taşıyan bir biyolojik birliktelikle yaşarlar. Ayrı kaldıkları zaman, bebek sadece annesini özlememektedir, aynı zamanda fiziksel ve psikolojik bir geri çekilme durumunu da deneyimlemektedir. Bu bir eroin bağımlısının, bir anda bu alışkanlığını bıraktığında yaşadıklarından farklı değildir.
Annelerinden ayrı kalan bebeklerin, bunun sonucunda problemler yaşayabildiği artık bilinen bir gerçektir. Erkek fareleri kapsayan çalışmalarda, annelerinden ayrılan yavrular ömürleri boyunca strese yatkınlık sergilemişlerdir ve bir çok nesil boyunca benzer stres modelleri sergileyen yavrular doğurmuşlardır.
Hamile bir anne akut veya kronik stres yaşarsa bedeni, adrenalin ve noröadrenalin dahil olmak üzere stres hormonları üretecektir ve bunlar annenin kan dolaşımından rahmine doğru yol alıp aynı stresli hâlin doğmamış bebekte başlamasına sebep olur.
Stres hormonlarının plasentadan geçmesi, ceninin iç organlarında kan damarlarının daha dar olmasına neden olur ve bölgeye daha çok kan göndererek cenini savaş/kaç modelinde davranışsal bir tepkiye hazırlar.