Melike Ayar

Melike Ayar
@MelikeGuler
9/10
·216 syf.··
2023 3. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2023 02:58
Gerçekten, deliler daha mı özgürdür? Delilik; toplum tarafından çoğu zaman dışlanma sebebi olarak görülmüş. Deliler, normalleştirilmeye çalışılmış ya da toplum tarafından dışlanmıştır. Peki normal nedir? Paulo Coelho, kitapta bunu şöyle açıklamıştır: “Normallik fikir birliğinden başka bir şey değildir. Yani, çoğunluk bir şeyin doğru olduğunu düşünür, dolayısıyla o şey doğru –normal– olur.” Bu durumda aslında farklı olanların deli sayıldıkları fikrine varmıştır. Eserde bu farklılığın aslında olması gereken yani doğal olan olduğu vurgulanmaktadır. Hatta yazar, biraz daha ileri giderek; herkes gibi olma çabasını doğaya aykırı bulmuştur. “İnsanlar doğaya aykırı davranıyorlar, çünkü farklı olmaya cesaret edemiyorlar…” Veronika, yirmi dört yaşında yaşamındaki tekdüzelikten sıkılıp intihar eder. Ancak gözlerini açtığında kendini Villete isimli akıl hastanesinde bulur. Başlarda yaşıyor olmaktan mutsuzluk duyup hayatına son verme isteği devam eder. Ancak sonra, zaten kısa bire süre içinde öleceğini öğrenir ve hayatı bu noktada değişmeye başlar. Burada, ölmek isteyen birinin bile bu ölümü ani olduğunda kucaklarken, günden güne öleceğini öğrendiğinde psikolojik olarak ne kadar zorlandığını görüyoruz. Bununla birlikte bu genç yaştaki ölümden haberi olan diğer deliler de bir değişim içine girmiştir. İnsan, hayatın geçiciliğini ve ölümün aniliğini ensesinde hissettiğinde, yaşama daha bir sıkı tutunup her anını anlamlandırmaya çalışıyordu. Karakterlerimizin hayatları da bu hususta bir değişim içine girmiş ve kendileri için daha iyisi ve daha fazlasını isteyerek yaşam hevesiyle dolmuşlardır. Bu değişime baktığımızda; insanın gerçek benliğini, kendinden bile sakladıklarını ortaya koyduğunda nasıl da özgür ve rahatlamış hissettiğini görüyoruz. Bu herkes için mümkün olsaydı nasıl olurdu
Edebiyat
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,4bin okunma
Reklam
7/10
·188 syf.··
2023 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2023 14:19
İnsan hayattan ne istemeli ya da hayatın verdikleriyle ne kadar yetinmeli? Her zaman tekrarladığımız günlük aktivite ya da alışkanlıklarımızı sürdürürken bazen esas istediğimize sahip olmadığımızı ve içimizde bir yerlerde daha fazlası olduğunu hissederiz. Peki bu hissin peşine takılırsak ne olur? İşte kitabımızın ana karakteri olan Santiago bu hissin peşinden gidiyor. Kendini geliştirmek ve değiştirmek istiyor ve bunun için de yola çıkması gerektiğini biliyor. Ancak yola çıkmak onun için kolay olmuyor çünkü alışkanlıkları ve istekleri arasında seçim yapması gerekiyor. Öyle ki; “Bir düşü gerçekleştirme olasılığı yaşamı ilginçleştiriyor.” Santiago, kişisel menkıbesini gerçekleştirebilmek adına bu yola çıkıyor ancak yolda çeşitli engellerle karşılaşıyor. Bu noktada pek tabii ki engellere karşı pes etmemesi vurgulanıyor. Sıklıkla, “Bir şey istediğin zaman, bütün Evren arzunun gerçekleşmesi için işbirliği yapar.” sözünden bahsediliyor ve hikâye akışıyla da bu düşünce destekleniyor. Nitekim karakterimiz ne zaman zor bir durum içinde bulunsa bir şekilde bu zorluğun üstesinden gelebiliyor. Bakıldığında olay örgüsü gayet basit ve anlaşılır. “Basit şeyler, en olağanüstü şeylerdir ve yalnızca bilginler anlayabilirler bunları.” cümlesiyle yazarın basitlikten hoşlandığını söyleyebiliriz. Esasen basit olmak daha zordur. Bunun yanında daha fazla kişinin anlayabilmesi ve okurken keyif alması da amaçlanmış olabilir. Ayrıca akışta söz edilen yola çıkmak ve yolda olmayı felsefeyle ilişkilendirebiliriz. Hikâye boyunca; varmaktan ziyade, gidilen yol ve o yolun bize kattıklarının daha önemli olduğu düşüncesiyle yoğruluyoruz. Hayatın bir akış içerisinde daha iyi olacağını ve bu akışın tadını çıkarmamız gerektiğini hissettiriyor. Sonuç olarak; içinde pek çok basit ancak etkili öğütler
Edebiyat
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,5bin okunma
10/10
·432 syf.··
2022 37. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2022 23:17
Zihni genişleten kitapları daima sevmişimdir. Nietzsche Ağladığında da benim için o kitaplardan biri oldu. Sadece okumakla kalmayıp üzerine düşünülmesi ve anlaşılması gereken bir kitap. Bittiğinde eski siz olamayacaksınız! Kitabın içeriğinden bahsedecek olursak; öncelikle kitapta psikanalizin ortaya çıkışı güzel bir biçimde ele alınmıştır. Ayrıca Nietzsche, Freud, Lou Salomé ve Bertha (Anna O.) gibi kişilerin kitapta yer alması, kurmaca olsa dahi gerçeklikten esintiler içeren güzel bir anlatım oluşturmuştur. Bunun yanı sıra Nietzsche ve Dr. Breuer arasında geçen diyaloglar zihni düşünmeye sevk ederek yeni bakış açıları kazanmayı sağlamaktadır. Hayatımızı yaşama biçimimize, yalnızlığa, öz sevgiye ve özgürlüğe dair anlamlı tartışmalarla okuyanı içine çekme olasılığı oldukça yükseltir. “Doğru zamanda öl!” gibi çarpıcı sözlerle hayata dair sorgulamalar içine sokarak hayatı yaşayışımızı gözden geçirmeye neden olmaktadır. Bunun yanı sıra kişinin özgürlüğünden bahsedildiği kısımlarda, özgürlüğün ahlak çerçevesindeki sınırı tartışma oluşturup bizim özgürlüğümüzün başkasının üzerindeki etkisini düşündürebilmektedir. Aynı zamanda Nietzsche’nin üzerinde durduğu kavramı Amor Fati’den bahsederek ‘kaderimizi kendimiz seçmemiz ve sonrasında seçtiğimiz bu kaderi sevmemiz’ gerektiği vurgulanmıştır. Önemli bu iki adamın, aşk hayatlarına ait deneyimlerini farklı bakış açılarıyla yorumlayarak birbirlerinin travmalarını iyileştirdiği bu romanın etkisinden uzun süre çıkamayacaksınız! “Hayatımı değiştirmeliyim! Yoksa yaşadığımı hiç hissetmeden ölümle karşılaşacağım.” Irvin D. Yalom
Psikoloji
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma