Sevdim sade, akıcı, sakin, derdini bağırmadan söyleyen bir roman. Romandan ziyade ana okumak gibiydi, yaşanmışlıkların izi hissediliyordu. Tabii bu benim yorumum.
Bir de bu saklanma , kaçma hikayelerini hep merak duyarım ben. Acaba yapabilir miydim? Hele ki her şeyin online olduğu bu çağda gerçekten saklanılabilir mi?
.
Kitabın isminden başlamak istiyorum çünkü çok güzel, hem tanıdık ama içeriği hakkında çok da ipucu vermiyor.
Denizin Gelini, Hazreti Havva’nın Cidde’ye defnedildiği inancı nedeniyle Kızıldeniz’in kıyısındaki Cidde’ye verilen isim
.
Münir ve Sada evlenip eğitim için Amerika’ya yerleşir, çocukları Hannadi doğar. Ancak bir süre sonra boşanırlar, inançlarına göre yedi yaşına gelen çocuk babaya verileceği için ve Münir Arabistan‘a döneceği için Sada kızını alıp ortadan kaybolur 17 yaşına gelene kadar ondan haber alamaz aile. Baba ve dede onu aramayı hiç bırakmaz ama.
.
Romanda bir aile hikayesi okusak da fon çok tanıdık . Özellikle benim kuşağım için. Irak’ın kuvveti işgali, ABD’nin Afganistan ve Irak’ı işgali… Çöl fırtınası operasyonu… Arabistan kadın haklarının başlangıcı ki ben Sada’nın bu hayata hapsolmamak için kaçtıgini düşünüyorum.
.
Kitaptaki en sevdiğim şey ailenin Hannadi’ye gösterdiği şefkatti, onca kopuk yıla rağmen… Dedesinin onu görmek için ABD’ye 12 kez gitmesi mesela , Lamis’in Hannadi’yi kabullenişi… Ailenin onun için toplanması, güzel detaylar
.
#denizingelini #emanquctah #ortadoğuedebiyatı #arabistanedebiyatı