"Îkra Kıtâbek"
Kendi kitabını oku.
Arayıp bulmalı satır satır, hece hece ya gündüz yahut gece olsa da bir bilmece bir bilene sormalı.
Kendini kendinde bulmalı.
"Tolstoy da kitap yazdı, Adolf Hitler de. Sorun yazıda değil, kimin ne amaçla yazdığında. Tanrı bile kendini yazıyla anlatıyor. İyi ama yazının icadından önce Tanrı yok muydu?”
“Bir süre sonra Nadia’yla tanıştım. Tarih öğrencisiydi. Önce ‘Çok tatlı bir kız’ diye düşündüğümü hatırlıyorum. Birkaç gün sonra ‘Çok güzel bir kız!’ demeye başladım. Bir hafta sonra düşüncem ‘Harikulade gözleri var’a dönüştü. Bir süre geçince de ‘Yüzü, gözleri, bedeni bir ressamın başyapıtı gibi’ demeye başladım.
Her bir insanın hikâyesi, bizi kendi başımızdan geçen olaylar kadar ilgilendirirdi. Yeter ki kendi gerçekliği içinde kavransın. Her hikâye, sonuçta insan varoluşunun bir hikâyesi değil miydi? Ve akıp giden hayatın?
“Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru kızım, insanlara karşı kendini koru!”