Hiçbir şey değildi bütün bunlar. Oradaki -ve Villete dışındaki- herkes kendi yaşamını yaşamaya baksa, başkalarına karışmaya da kalkmasa, Tanrı her ânın, her buğday tanesinin, gökyüzünde bir görünüp bir sonraki saniye yok olan her bulut parçasının içinde bulunabilirdi. Tanrı hep oradaydı, ama insanlar arayışlarını sürdürmek zorunda hissediyorlardı kendilerini, çünkü yaşamın bir iman gösterisi olduğu gerçeği onlara fazla basit geliyordu.
Bir gece önce, Veronika'nın piyano çalmasını beklerken Sufi hocanın verdiği derse kulak misafiri olmuştu; adamın, "Güle bakın yalnızca," dediğini hatırladı. Tabii ya daha fazlasına ne gerek vardı?
Memleketimin cesur kadını, memleketi için ideallerinin peşinde koşarken önce varlığının, güzelliğinin bedelini ödemek zorunda kalıyor. Milli mücadeleden, düşmandan bile çok dert oluyor kendi insanına.
Söylenecek her şey söylenmiştir bu zihniyete sahip nasmussuzlar için, öylelerin adı dahi kalsın istemiyorum zihnimde.
Ben Aliye’yi tanıdım bu kitapla, bu diyarın çocukları için bir ana olmuş Aliye’yi.
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 201913,7bin okunma