Bu kitaba başlamadan önce nedense kitaptan çok etkileneceğimi düşünüyordum. Belki de bu beklenti yüzünden bilmiyorum, ne yazık ki kitap/günlük beni istediğim kadar etkilemedi. Özellikle kitabın başında, kitabın başrolü olduğu söylenen ‘baba’ hakkında daha çok şey öğrenmek isterdim. Baba hakkında aklımda; uzun boylu, şakacı ve bir balkan babası özelliklerine sahip olduğu dışında pek bir şey kalmadı.
Babanın ilk kanser teşhisi sonrası öleceğinin söylenmesinin ardından yaşadığı 17 yıl ve o zamandan itibaren çocukları ve torunlarıyla diyaloglarını daha çok okumak isterdim. En azından birkaç cümleden fazlasına dahil olmayı bekliyordum.
Aslında bir bakıma belki de olması gereken budur. Bir çocuğun, çok sevdiği babasının ölümü üzerine muazzam edebi bir kitap yazması değil de tam olarak ne hissettiğini anlayamaması/ aktaramaması ve aynı babasının tuttuğu defterler gibi yaşadığı bu süreci elindeki deftere karalaması..