Ender'in oyununda bize vaat edilen, içimize bir tohum gibi ekilen fikirler büyüyor. Gözlerinizin önünde sizi değiştirerek yeşeriyor. Bu yüzden ağacın altına otur ve yaprakların arasından güneşin yüzüne vurmasına izin ver!
Ölülerin SözcüsüOrson Scott Card · Altıkırkbeş Yayınları · 2013156 okunma
Kitap tam olara ef-sa-ne. Gerçekten şimdiye kadar ki en iyi kitap olmuş açık ara. Okumam uzun sürdü evet ama gerçekten konu ve ilerleyiş mükemmele yakındı. Bir de karakterler vardı ki okumaya kıyamadım. İlk iki kitapta deli gibi nefret ettiğim Simon’a hayran oldum. Karakter gelişimi mükemmel. Magnus, isabelle ve sebastianda son derece iyiydi. Ama alec rezil etti kendini yazar alecten alıp diğer karakterlere vermiş gibi sanki ama alec’in karakterine de uygun davranışlardı ama her şeyi batırdı. Alec yeni nefret ettiğim sensin tebrikler her neyse arkadaşlar seriyi bu kitap için okuyabilirsiniz
Merhabaaaa, serinin dördüncü kitabını bitirirken hissettiklerim kesinlikle bir yarım seri bitecek dur okuma ,diğer yarım ise merak etmiyor musun cevabını hıh?? Diyor. Ve bu çok eğlenceli . Sırf klişe okuyayım diye başladığım seri kesinlikle beni her seferinde şaşırtıyor.(şans?) . Neyse konuya gelirsek adından da anlaşılacağı gibi hikaye (tabiki de ) deadalus’un labirentinde geçiyor. Ve labirenti , bilgilerini olanları o kadar güzel tasarlamış ki labirentin amerikanın altında olduğuna şu an eminim ayrıca bu kitabın bana kronosu vereceğini düşünürken baya şaşırarak söylüyorum . Kronos bu kitapta geri plandaydı . Ön planda tamamen minos ,nico ve deadalus vardı . Ve bu sanki geçmişi yad eden ve bir hesap defterini kapatan bağlantı kitabı gibiydi. Çok bir gelişme göremedik . Ama bu konuya bayıldımmmm!!! Her neyse annaneth benim sevdiğim karakterlerden biri olduğu halde hayırlı uğurlu olsun. Annabeth resmen ergenliğe girdi bütün kitap boyunca hiç kendisi gibi değildi. Annabethin ne yapacağını bilememesinden , kararsızlıklarından ve kendi iç hesaplaşmalarını percye ödetmesinden gına geldi bir yerden sonra . yeni karakterlermizi nico ve rachel ‘a bayıldım. İkiside mükemmellerdi . Sanırım seride en sevdiğim kadınlar clarissa(evet clarissa kız savaş tanrısının ruhunu taşıdığı halde kendi çapında iyi ) ve rachel oldu. Neyse herkese iyi okumalar , iyi eğlenceler.
Labirent SavaşıRick Riordan · Doğan Egmont Yayıncılık · 20195,6bin okunma
*Spoiler içerir*
Bir çok anlamda kitabı çok sevdiğimle başlamak isterim nedenini anlamadığım bir şekilde herkes tessa’nın kararsızlığından nefret etmiş ama ben yazarın o duyguları tessaya tamamen güzel bir şekilde yüklediğine inanıyorum ben onları hissettim. Ayrıca aşk üçlemelerinden tiksinen ve aşk üçlemesi okumamaya çabalayan biri olarak en sevdiğim aşk üçgeni oldu açık ara fark ile will, jem ve tessa ayrı ayrı ve beraber o kadar mükemmel karakterler ki onlara hayran olmamak elde değil . Ama bahsetmek istediğim tek kötü özellik yazar uzunca (600-700) sayfalık bir kitap yazmış ve kitabın neredeyse 450-500 sayfası yavaş yavaş yayılarak yazılmış son 100-150 sayfada birden herşeyi toparlamaya çalışırken eline yüzüne bulaştırmış denilebilir . Yani o kadar açık kapı / soru kaldı ki aklımda mesela bir kaçı?
- ÖO dan hatırlayacağımızı gibi periler yalan söylemez, peri birisi partine tessa ya onda peri kanı olduğunu söylemişti . Tamamlanmayacaksa neden böyle sorular oluşuyor?
- Jem sırf tessayla sağlıklı vakit geçirmek için ölmeyi kabul ettiği halde ve onu güvenli ellere teslim ettiğine inandığı halde neden sessiz kardeş olmayı seçti?(ölmekten korkmak!)
- Sessiz kardeş olmanın zorlukları sürekli dile getirilirken ölecektim sessiz kardeş olayım , çare buldum çıkayım mantığı nedir?
- Jem sessiz kardeş olduktan sonra içindeki yin fenin miktarı değişmeyecek diyordu bu durumda sessiz kardeş olmaktan vazgeçtikten sonra eski ölmek üzere haline dönmeliydi?
- Ayrıca mortmain olayı nasıl o kadar basit kapanabilir ? Gibi ayrıca kesinlikle will’in , düğünün , yaşamlarının daha fazla anlatılmasını beklerdim yani seri ve karakterler mükemmel olsalarda sonu üstün körü kapatılmış gibi geldi ve içime sinmedi.