Kitap Hakkındaki Görüşlerim
(Biraz detaylı bir inceleme olması nedeniyle olaylara ve kahramanlara detaylı bir şekilde yer verdim. İyi okumalar :)
Romandaki asıl kahramanımız Sara. İyi bir ailede yetişmiş, her istediği yapılmış bir genç kız. Babası Erzurum'da görev yapmakta. Fakat o İstanbul'da kalmak için hastalık yalanına başvuruyor. Temiz havada bulunması gerektiğini babasına bir mektubunda yazıyor. Dayısının kızının düğünü olduğunu ve çiftliğe gitmek istediğini belirtiyor. Babasının da onayıyla bir vapura binerek dayısının çiftliğine gidiyor. Vapurdan iner inmez gittiği bu yerde herkesin dikkatini çekiyor. Hatta kuzeninin nişanlısının bile ondan etkilendiğini söylememiz yalan olmaz.
İkinci önemli kahramanımız Homongolos'un hikâyesi burada yavaş yavaş başlıyor. Hikayesine geçmeden önce Homongolos kelimesinin anlamına değinmek istiyorum. TDK'da bu kelimenin anlamı şu şekilde: "Homongolos cesur ve küstahtır; fakat insanlara bir zararı yoktur, hatta iyilik yapmayı da sever. Fakat asıl şöhretini tam bir kadın düşmanı olmasıyla yapmıştır. Toplum içine fazla çıkmaz, özellikle kadınlardan uzak durur."
Neden bu lakabın verildiğini anlamak şu an daha kolay oldu. Çiftlikteki karşılaşma Sara ve Homongolos'un ilk karşılaşması olmayacak. Sara çiftliğe gideceği zaman bindiği vapurda onunla karşılaşıyor. Boğulma numarası yapan Homongolos vapurdaki herkesin dikkatini çekiyor. İnsanlar öleceğini zannediyor. Fakat vapurun kaptanı korkulacak bir şey olmadığını ve bu adamın sıklıkla bu oyuna başvurduğunu vapurdaki insanlara ve Sara'ya açıklıyor. Sara bu olayı fazla umursamıyor ve dayısının çiftliğine gidiyor.
Düğün yaklaştıkça çiftlikteki kalabalık artıyor. İki tarafın akrabaları, arkadaşları burayı dolduruyorlar. Daha sonra gece sohbetleri, yemekler, eğlenceler