insan yalnızca içgüdüleriyle besin-güvenlik-özgürlük elde edemez... hayvan bilinci yaşanan anın ötesine geçemediği gibi, kurbanlarının soyunun tükenebileceğini de düşünemez... hayvan yok eder, üretmez... hayvani zevkler duyumsal düzeylerin civarında kalır ve algısal olandan kaçınır... yaşadığı evreni görmek isteyen insan, olayları oturtacağı bir ağa ihtiyaç duyar... bilincin nereye odaklanacağını seçmek, bu ağı biçimlendirir... hücresel gereksinimlerin en yoğun şekilde farkında olmanın etkilediği sinir-kan akışı, bedensel bütünlüğü getirir... her şey/hücreler/varlıklar geçicidir... içindeki akışın kalıcı olması için uğraş
Hırsızlık yapmayı kafasına takmayan ve yapacak başka hiçbir işleri olmadığını bildikleri için buna katlanan çocuklarım da. Ama hiç kimse, sahiden de hiç kimse bu işi yapmaya o çocuk kadar aç olmamıştır. Boğazında kanayan bir kesik olsa ve bir hekim o kesiği dikmeye çalışsa Lamora iğneyle ipliği çalar ve kahkahalar atarak geberip gider. Çocuk... çok fazla çalıyor.”
Eski bir Camorr atasözü der ki, insan ruhu için değişmeyen tek şey değişimdir; her şeyin, hatta cesetlerle dolu bir tepe kadar işlevsel bir şeyin bile modası geçebilir.
Büyüme çağındayken en sevdiğim süper kahramanlar X-Men’lerdi. En güçlü olanlar oldukları için değil; yanlış anlaşıldıkları ve garip bir şekilde farklı oldukları için. Onlarla bağ kurabileceğimi hissettim. Onlar mutanttı, topluma uymuyorlardı ve onları anlamayan insanlar onlardan uzak duruyordu. Bu adamlardan süper, güçleri çıkarırsak işte bu bendim. X-Men karakterleri dışlanmıştı.
Ben de öyle. Yani ben onların dünyasına aittim.