Unutmayalım ki çocuklarımız bizi doğurmadılar, hatta doğurulmayı da bizden talep etmediler; onları istek ve iradeleri dışında dünyaya getiren bizleriz. Bir yetişkinin çocuk sahibi olmama iradesi ve özgürlüğü vardır. Bu iradeyi kullanmayan yetişkin, doğmuş çocuğun her türlü ihtiyacını karşılamakla mükelleftir.
Davranış bilimcisi Konrad Lorenz, doğduğunda ilk gördüğü şey kırmızı çizmeler olan ve bu çizmelerle duygusal bağ geliştiren, her yerde bu kırmızı çizmelerin peşinden giden kazın hikâyesini anlatır. Kim olurlarsa olsunlar, bize ne yaparlarsa yapsınlar anne-babalarımızı sevdik ve hem onlar hem toplum tarafından zalim bir ihanete uğradık. Acımız, kötü bir evlat olmaktan değil, anne - babalarımıza kırgınlıklarımızı meşru kabul edememekten, onlara karşı olumlu hislerimizin yanında olumsuz olanları da dürüstçe suçluluk duymadan sahiplenememekten geliyor
Haçı da onaylamıyordu. Eğer haç kutsal sayılıyorsa, diyordu, o halde tüm bakire kızlara da aynı saygı gösterilmeliydi; zira Hz. İsa dokuz ay boyunca bir bakirenin rahminde durmuştu, oysa çarmıhta kaldığı süre altı saatti.