Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çeviri, okumanın en kılı kırk yaran türü olabilir (olmalıdır) ve özgün metnin yazımı sırasında olmadığı kadar okurun mevcudiyetine yaslanmak zorundadır, zaten çeviride o okur için yapılmaktadır. Aktarılmış olan bu sorumluluk nedeniyle, çevirmen çeviriyi tamamladıktan sonra özgün esere dönüp bakamaz (ya da bakmamalıdır). Bu noktadan ilerlemesi gereken kişi okurdur. Zira bir çevirinin okuru için özgün metnin varlığının sona ermesi gerekir. 
“ıl est si diffilice de produire une chose même médiocre; il est si facile de sentir la médiocrité.”
Böylesine sıradan bir şeyi üretmek öyle zor, sıradanlığın farkına varmak ise öyle kolaydır ki…
“İlyada ve Odysseia arasındaki çokça önemli farklardan biri de İlyada’nın Homeros ‘u her zaman neden bahsettiğini bilirken Odysseia ‘nın “sözde Homeros”unun sıkça ayrıntıları neredeyse hiç bilmediğini ele veren gerçeğinde yatar.”
“Odysseus dünya güzelliğinin maceracı geçirgenliğinde “dios Odysseus” yani “tanrısal Odysseus”tur. Aeneas ise “pius Aeneas”tır yani “dindar Aeneas’tır, vatanına dindarlık ve din bağlarıyla bağlıdır.
Pietas Cicero’nun dediği gibi, ister vatan ister anne-baba ister Tanrılar için olsun bu erdeme sahip kişinin “görevini yerine getirmeye hazır olduğu son derece Romalı bir erdemdir.”