“Bir şekilde, bir yerde, kendimden olan bir şeye yabancıyım;
bir şekilde, bir yerde ‘farklıyım’ ama
başkalarından farklı değil, ‘bizimkilerden’ farklıyım.
ailemin konuştuğu dil dili konuşmuyorum
Sahip oldukları hiçbir hatırayı paylaşmıyorum
Onlara ait olan bir şeyi
 onları onlar yapan şeyi
Tarihlerinde, kültürlerini, umutlarını
Bunlar bana devredilmedi.”
“Yahudl olmanın
ne anlama geldiğini tam olarak bilmiyorum
Yahudl olmanın beni neye dönüştürdüğünü bilmiyorum.
bu bir gerçek ama beni hiçbir şeye bağlamayan
Vasat, kıymetsiz bir gerçek
Bir aidiyet göstergesi değil
Bir inanca, bir dine, bir geleneğe, bir töreye, bir dile bağlı değil 
Daha ziyade bir sessizlik, bir yokluk, bir soru,
bir sorgulama, bir tereddüt, bir endişe.”
“Hişş, Amerika ‘ya gidiyoruz!
Nerede bu Amerika? Bilmiyorum.
Sadece uzakta olduğunu biliyorum, korkunç derecede uzakta.
Ancak uzun bir yolculuk, çok uzun bir yolculukla varılabilecek bir yer.
Ve vardığınızda “Kestelgartel*” çıkacak karşınıza.
Kestelgartel’de sizi indirecekler, çırılçıplak bırakacaklar
ve gözlerinizin içine bakacaklar.
Gözleriniz iyi görüyorsa, sorun yok. Görmüyorsa,
geldiğiniz yere dönmenizi isteyecekler.
Gözlerim iyi görüyor bence. (…)
Ama kardeşim Eliohou’nun dediği gibi:
Annemin işi zor.
Kimin hatası bu? Gece gündüz ağlıyor.
Babam öldüğünden beri ağlamayı kesmedi.
*Kestelgarden : Castle Garden