📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Her kadın içindeki ‘ben’ i küçültmek, o küçülmüş beni yeniden büyütmek ister. Kendisini büyüttüklerinden daha güzel büyütmek ister. Bu yüzden kadınlar farlında olmasalar da ‘Keşke benim babam olsaydı,’ diye düşündükleri adamlar babaları olsun ister çocuklarına.
Bir insan çok uzun zaman acı çekince acılaşıyor; acılaştığı zaman başkaları da duymaya başlıyor o acıyı, o kişiden çok daha hafif perdeden de olsa.
Kitap çok metaforik geldi ve düzenli okuma isteğim kayboldu zaman içinde. Yine de sürüncemede kalsa da bitirdim… Eh, edebi roman olarak değil de psikolojik roman gibi okumak lazım… Yoğun bir kitap duygusal olarak; okurken durup düşünmek, sindirmek gerekiyor aslında o nedenle akıp gitmeyebiliyor…
Karşıma daha önce çıkmamış olmasına şaşırdığım; ilk sayfa bittikten sonra anladığım konusu… Ne hüzünlü bir varoluş ve kayboluş hikayesi… Kendimi sorguladığım, “Charlie Gordon” ve “Algernon” ların da varlığını hissettiğim bir kitaptı. Algernon- Gordon Efekt dediği, benim içinse a-ha anı olarak fark ettiğim durumlar… Charlie hep vardı aslında! Görmek istersek o hep oradaydı! Zekasından bağımsızca vardı, görebilirsek…
Kitapta düşündüren bir diğer konu etik kısmıydı… Charlie’nin kendisinden onay alınamadığı için yakınlarından izin almak! Ve onun aklı erdiği zaman sonunun ne olacağını öğrenmek istemesi canımı yaktı…
Ailesine olan öfkesi, kırgınlıklarına rağmen onlarla yüzleşmesi… Yaşanan zamanların içindeyken verilen kararların olabildiğince doğru olduğuna inanarak Charlie’ye yapılanlar ve anne ve kızkardeşi ile yüzleştikleri sahne inanılmazdı.