"Adamakıllı" bir gün, Hâkim Faik Bey için ne demekti peki? O andan itibaren günün “adam" akıllı işlemesi demekti elbette. Savcılar, polisler, davalar, davacılar, mübaşirler, hepsi bu "adamakıllı" ruhla, yaşama bir çeşni gibi ekledikleri davalardan, sütten çıkmış ak kaşık gibi sıyrılacaklar demekti. (Adaletle çıkmaları gerekmiyor demekti, bir bakıma!) Sonra, akşamüstü, yanmaya başla yan ışıklarla, ev ayinlerine geri dönerlerken, çarşıdan aldıkları bir tane, eve geldiklerinde bin tane maskeleriyle bir sonraki güne sağlık ve afiyetle hazırlanacaklardı demekti.
“Pembe’nin eli, “Boş verrrr!” dercesine odadaki yoksul havayı usul usul salladı ve orada kaldı.
“Ben gelmesem Pembe Abla?”
“Sus kız. Yola çıktık bir kere.”
“Ama ben korkuyorum.”
“Korku geçer. Geçmeyen yoksulluktur kız. Gençken anlamazsın. Hele gel bi benim yaşıma…”