Eylem U.K.

"Sinança bu işi büyütmemeliyim artık. Yoksa hasta olacağım. Aklımdan geçirip de yazamadığım yazmayı beceremediğim bu duygulara son vermeliyim. Sevdiği ölen ilk kadın ben değilim, yoldaşı ölen ilk devrimci ben değilim, arkadaşı ölen ilk dost da ben değilim. Ama gel gör ki, mümkün olmuyor. Ölümün sadece ölüm değil ki Sinança. Bağırsam, bağırsam. Bağırmak neyi halleder. Mümkünü yok, gitti gider..."
Sayfa 44·Kitabı okuyor
Reklam
Siyasi sürgünlük yalnızca bir "gurbete düşme" değil. Herkesten, her şeyden sökülüp, alınma, zorla koparılma. Çocuğundan, Onun koşup, oynama sevincinden, büyüyüp serpilme sürecinden, onu yetiştirme olanağından söküp çıkarılma. Dostlarından... Onlarla sohbetten, leb demeden bir birini anlama duygusundan, espri rezonansından, özgürce tartışma tadından koparılma... Ana dilinden... O dilin şiirinden, tınısından... Yasemin kokan akşamlardan, dingin yaz gecelerinden... Ruhu ölmemiş siyasi yürüyüş ve mitinglerden, elini uzatsan tutuvereceğin yıldızlardan, canın istediğinde dinlediğin plaklardan, şarkılardan, türkülerden, okuyup şerh düştüğün kitaplardan sökülüp alınma.
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Devamlılık ve kendi kuşağı ile arkadaşlık doyurucudur ancak. Leb demeden leblebiyi anlar çoğu zaman kendi kuşağı insanın. Ortak bir dil bir atmosfer.
Mateme Övgü
Çürümeden korur, vurdum duymazlıktan korur insanı gerçeklik. Bence yeni insanın habercisidir bu tutum. Yani aldırmazlık ve iki yüzlülük karşısındaki bu direniş. Acıya karşı aldırmazlık ve sevince karşı aldırmazlık bir bütünün iki yüzü bence. Yani acıya aldırmayan, sevince de aldırmaz.

Eylem U.K.

, bir kitabı okumaya başladı
Şirin Cemgil
8.9/10 · 64 okunma
Reklam