"Sinança bu işi büyütmemeliyim artık. Yoksa hasta olacağım. Aklımdan geçirip de yazamadığım yazmayı beceremediğim bu duygulara son vermeliyim. Sevdiği ölen ilk kadın ben değilim, yoldaşı ölen ilk devrimci ben değilim, arkadaşı ölen ilk dost da ben değilim. Ama gel gör ki, mümkün olmuyor. Ölümün sadece ölüm değil ki Sinança. Bağırsam, bağırsam. Bağırmak neyi halleder. Mümkünü yok, gitti gider..."
Çürümeden korur, vurdum duymazlıktan korur insanı gerçeklik. Bence yeni insanın habercisidir bu tutum. Yani aldırmazlık ve iki yüzlülük karşısındaki bu direniş. Acıya karşı aldırmazlık ve sevince karşı aldırmazlık bir bütünün iki yüzü bence. Yani acıya aldırmayan, sevince de aldırmaz.