Bu durumda, bireylerin altüst edip dağıttığı düzene değil, barış zamanında alışılmış; sönmüş ve silik hayatta olduğundan daha fazlasıyla, en temel şeye yani hem güzelliği hem de bütün gerçekliğiyle yaşamın kendi gücüne, hiç pişman olmadan, dolu dolu inanmak arzusu geliyordu insanın içinden.