Mehmet

Mehmet
@Memed
Sessiz ve kimliksiz Her Sınıf kendi ölüsüne ağlar Hayata sarı pencereden bakan biri Bu yaşam görüşünde ihtişam var
Ey! Sabreden derviş bana da sabretmeyi öğretsene. Ercan İntaş
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Mehmet

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.·
2016 18. kitabı
N. H. Kleinbaum
8.8/10 · 33,1bin okunma
İnsanoğlu yalnız değildir. Bir ada gibi bağımsız ve kendi başına değildir. Dünyanın herhangi bir parçası bütünün bir bölümüdür Küçük bir toprak parçası denize aksa koca bir kıta küçülür. Bütün bir ülke yok olsa, arkadaşların ölse senin evin ve yaşadığın ülke yok olmuş gibi üzülmelisin. Çünkü ben de o büyük bütünün bir parçasıyım. İşte bu yüzden; asla, Çanlar Kimin İçin Çalıyor? diye sorma. Çanlar senin için çalıyor.
Sayfa 1·Kitabı okudu
"Ah ne güçtür bizler için inançları ve dersleri bir yana bırakmak. Ailemiz, geleneklerimiz ve çağımız bizi bunlara öylesine koşullandırmıştır ki. Acaba biz Walt gibi gerçek doğamızın dile gelmesine nasıl izin verebiliriz? Önyargılardan, alışkanlıklardan ve etkilerden kendimizi nasıl soyutlayabiliriz? Bunun cevabı sevgili gençler, her zaman yeni bir bakış açısı bulmaya gayret etmemiz gerektiğidir."
Hani bir şiir vardı ya... Kimi kanunla alır, kimi kanunsuz alır... Doğru!.. Halk avunmayı dedikoduda bulmuş. Canlarını en çok yakan İcra Memuru mu? Almışlar İcra Memuru'nu tefe... Ben de gördüm bu adamı elinde zincir, dudağında ıslık dolaşıp duruyor. Tımarhaneden yeni çıkmış bir Ağazade geçmiş karşısına bir gün. Anamız var, bacımız var demiş, ne ıslık çalıp duruyorsun? Soytarı mısın, İcra Memuru musun? Düşünün bir kere... İcracı oranın Allahı. Yani şairin dediği gibi, Kanunla alanı, yutar mı bu deli herzesini. Savcı zaten kadeh arkadaşı, Ağazadeye iki jandarmayı kattıkları gibi bindirmişler trene. Ver elini tımarhane!» Deli gitmiş, İcracı da kurtulmuş ama, babası bunu yutar mı... Muhsin Ağa yanına kor mu İcracı'nın! Bir dalaşmadır başlamış. İcracı zincir sallayıp istasyon caddesinde volta vuruyorsa, boşuna mı vuruyor. İstasyon Müdürü'nün İstanbul'lu karısı için tabiî... İcracı bekâr adam. Üstelik yakışıklı da... Bir başı değil mi, aldığını üstüne başına, rakıya konyağa veriyor. İstasyon Müdürü'nün karısı da ona tutkuniTrenler rötar yapıp da kocası telgraf başına geçti mi, karı açıyor pencereyi yarı beline kadar sarkıyor. Göğüs bağır açık... Halk yutar mı bunu? İstasyon Müdürü'nün karısı da hazâ karı... Muhsin Ağanın bile gözü var diyorlar bu karıda. Gene trenin rötarlı bir gecesinde güya İcracıyı istasyon binasından çıkarken görmüşler. Dedikodu kulakları teker teker dolaştıktan sonra Muhsin Ağanın adamları tarafından İstasyon Müdürüne de duyurulmuş. Müdür karısından emin olmasına emin ama, ne yapsın! Bir yandan Ağa zorlar, bir yandan halk... Tam bir düzüne de tanık... Kimisi evden çıkarken görmüş, kimisi göya İcracının kendi ağzından dinlemiş hikâyeyi... İcracı sözde lokantada, ben İstasyon Müdürü'nün karısıyla ohooo demiş, mercimeği çoktan verdim fırına! Kocasına
Sayfa 140·Kitabı okudu