Bilhassa tahammül edemediğimbir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecburoluşu... Neden? Niçin dâima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız?..Niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız?Niçin sizin yalvarışlarınızda bile bir tahakküm, bizimreddedişlerimizde bile bir aciz bulunacak?
Yalnız bir şeye dayanmak artık benim için mümkün değil: hiçbir şeyi kafamda yalnız başıma saklayamayacağım. Söylemek,bir şeyler, birçok şeyler anlatmak istiyorum. Kime? Şu koskocamandünyada benim kadar yapayalnız dolaşan bir insan dahavar mı acaba? Kime, ne anlatabilirim? On seneden beri hiçkimseye bir şey söylediğimi hatırlamıyorum. Boşuna yere herkestenkaçmış, boş yere bütün insanları kendimden uzaklaştırmışım; ama bundan sonra başka türlü yapabilir miyim? Artıkhiçbir şeyin değişmesine imkân yok... Lüzum da yok. Demekböyle olması icap ediyormuş. Yalnız söyleyebilsem... Bir kişiyeolsun içimdekileri dökebilsem... Bunu sahiden istesem bile artıkböyle bir insan bulmama imkân yok... Bende arayacak halkalmadı... Kalsa da aramam... Zaten bu defteri neden aldım?Küçük bir ümidim olsa, dünyada en sevmediğim bu yazmakişine kalkışır mıydım? İnsanın muhakkak kendini boşaltmasılazım...
Bir kardeşimiz olacağını duyduk. Leylekler
getirecek dediler. Günlerce gözlerimizi gökyüzünden alamadık. Ama leylek bir türlü gelmedi. Çok uzaklardan getirecekmiş meğer. Sonra bir akşamüstü, biz görmeden Mustafa’yı bırakıp gitmiş. Halbuki biz o leyleği görebilmek için ne çok beklemiştik. Gelirken bize de birer beyaz bohça getirmişler. Demekki kalabalık bir leylek ordusu taşımış bütün bunları. Çünkü tek bir leyleğin bu kadar yükü hem de uçarken taşıması mümkün değildi. Tabii doğal olarak önce bohçamızı açtık çok heyecanlıydık çünkü biz sadece bebek bekliyorduk. İkimizde birbirimizin gözlerinin içine bakarak açtık bohçalarımızı. Önce mor elbiseli yatırınca gözlerini kapatan ve ağlayan taş bebeklerimiz çıktı bohçadan. Simsiyah, uzun kirpikleri, pembe yanakları ve siyah kıvırcık saçları vardı bebeklerimizin sonra kırmızı çiçekli yine şarkılarımız, beyaz ipek mendillerimiz ve parlak kağıtlara sarılı balık şeklinde çikolatalarımızı bulduk. Her çıkanın ikimizde de olup olmadığını sıkı sıkı kontrol ettik evet, leylekler yolda hiçbir şey düşürmemişler ve ikimize de aynı şeyleri getirmişlerdi. Sonra asıl bebeği verdiler kucağımıza.Önce bana, sonra yükselene… Beyaz bohçaya sarılı, Çirkin bir bebekti o bizimkiler çok daha güzeldi. Demekki, bunuda annemle babama getirmişti leylekler. Bizim bebeklerimiz sadece yatırınca alıyor, onların bebeği bir türlü susmak bilmiyordu.