Memoli

Memoli
@Memoli2121
Var gibi olmak değil hani Var olmak güzel
Şeyi farkettim. Her gün yaşaman gerekiyor, ayakta kalman gerekiyor. Budur yani doğru olan. Diğer yüklerin hepsini hafifletiyorsun aslında bir çeşit. Nasıl yapıyorsun bilmiyorum, insani bir şey de değil aslında. Ya da nasıl yaptığımızı tam bilmiyorum. O beyin ve kalp dengesini nasıl kuruyoruz. Ama şunu farkettim yani, ağırlığıyla yaşayamıyoruz, sadece içinden geçiyoruz. Ağırlığını hissettiğin an yaşam durur aslında…
Memoli
Atakan Mahir Ruhu şad olsun
Reklam
Bugün benim doğum günüm.. Yeni yaşım; kalbimi yormayan insanlar, içimi ferahlatan günler ve gerçekten mutlu olduğum anlarla gelsin..☀️
Memoli
Rojbuna te piroz be
Üniversite birinci sınıftaydım. KYK yurdunda dört kişilik bir oda, ilk kez aileden kopuş, boğazıma düğümlenen bir korku ve “alışmam gerek” yalanıyla başlayan üniversite hayatı. O odada tek Kürt bendim. Biri Kars Azerisiydi, biri Maraşlı, biri İzmirli. Başta “iyiydik” denilen o yüzeysel nezaket vardı ya, hani ilk çatlağı gizler… Oradaydı. Sorun ben ailemle Kürtçe konuşmaya başlayınca çıktı. Sorun ben Kürtçe şarkılar dinleyince çıktı. “Biz anlamıyoruz” dediler. Çevirdim. Bir yere kadar. Çünkü mesele anlamamak değildi; mesele tahammül etmemekti. Sonra şarkı açmam “rahatsızlık” oldu. Sonra varlığım “gerginlik.” Uzaklaştılar. Umurumda değildi. Ta ki işi iftiraya kadar götürene dek. Kürtçe şarkılar “terörist şarkıları” oldu bir anda. İdareye şikâyet. Dilim suç, kimliğim delil, varlığım tehdit sayıldı. O an anladım: Bu ülkede bazen kelimeler değil, diller yargılanır; şarkılar değil, kimlikler fişlenir. Yurt idaresine çıktım. “Irkçılığa uğruyorum” dedim. Bir değil, birkaç kez. Dinleyen olmadı. Rizeli yurt müdürü bana tutanak tuttu. Gerekçe? “Kavga çıkarmak, huzursuzluk.” Yani bana atılan iftira görünmezdi; ama benim itirazım suçtu. Bana yapılan ırkçılık yoktu; ama benim Kürtçe varlığım “problem”di. Yurttan atmakla tehdit edildim. Devletin kapısı, mazlumun yüzüne kapandı. O gün öğrendim: Bu ülkede “huzur” çoğu zaman sessizliğin adıdır. Kürtçe konuşmazsan huzur var. Şarkını kısarsan huzur var. Kendini küçültürsen, görünmez olursan huzur var. Ama itiraz edersen, adını koyarsan, “ırkçılık” dersen—işte o zaman sorun sensin. Bu bir oda kavgası değildi. Bu, diline tahammül edemeyenlerin devleti arkasına alıp seni susturma hikâyesiydi. Ve ben o gün, bir yurttan değil; bu ülkenin ikiyüzlü “eşitlik” masalından iğrendim.
Duygu ve Düşünce

1dolukafa

@Silvanya
·
İlk ve ortaokul yıllarım aklıma geldi de… Bize zorla İstiklal Marşı, Gençliğe Hitabe, oyuncu yıl marşı falan ezberletirlerdi. İzmirli bir hoca vardı, çok milliyetçi, gözünü kırpmadan ezberletirdi. Ama eminim, kendi çocukları ya da çoğu Türk, bunları ezbere bilmezdi. Hatta Türk milliyetçisi diye gezinen bazı ırkçılar, bu marşları, hitabeleri çoğu zaman okumayı bile hatırlamaz. Biz Kürt çocukları içinse bu bir tür dayatma, bir asimilasyon oyunuydu. Bizi kendi kültürümüzden, kendi kimliğimizden uzaklaştırıp, bir kinle büyütülmüş neslin parçası yapmaya çalıştılar. Bunun yanında okullarda gizli müfredat da işliyordu; ders kitapları, uygulamalar, ödevler… Hepsi birer görünmez ip gibi bizi tek tip milliyetçi bireylere dönüştürmeyi amaçlıyordu. Hâlâ aynı şey oluyor; okullarda Kürt çocuklarına “tek doğru milliyetçilik” dayatılıyor, ama bunu yapanların kendileri çoğu şeyi bilmiyor, sadece bir ideolojiye sarılmışlar. Ama biz biliyoruz; ezbere öğretilen marşların, sloganların gerçek anlamı, insanın ruhunu değil, köklerini kısıtlamak. Ve işte biz, hâlâ o köklerimizi arıyoruz, hâlâ kim olduğumuzu hatırlıyoruz. Dayatmaya devam etsinler, biz hâlâ özgürlükle nefes alıyoruz ve hepte alacağız☀️
Duygu ve Düşünce
Memoli isimli okura yanıt verildi
Memoli
1dolukafa çok şey derdim sen anladın artık