📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kitabı bitirdim, üstüne konuşulacak o kadar çok şey var ki... Olabildiğince spoiler vermeden bunlardan bir kısmını sizinle paylaşmak istiyorum.
Öncelikle Oğuz Aktürk' ün bu kitabı özdeşleltirdiği köleler ve kilitler şarkısını dinledim. Şarkının son iki dizesi benim için kitabın bir mikro özeti niteliğinde. (Zaten şarkı Yunanistan'a gitmek isterken kaptan tarafından kilitlenerek kıyıya yakın bir yerde batırılan gemide boğularak ölen göçmenleri anlattığı için benzer hisler uyandırıyor)
" Keşke anlattıklarım yalan olsa
İnsanın insana ettiğine bak!"
Keşke bu anlatılanlar hayal gücünün bir ürünü olsa ama maalesef insanın insana ettiğine de bakın...
Kitap boyunca tek bir karakteri bile sevemiyorsunuz. Sempati duyduğunuzu düşündüğünüz karakterlerden birkaç sayfa içinde nefret ediyor ve soğuyorsunuz. Bu karakterler kitaba gömülüp gidiyor. Böylece duvarları buzdan bir depo kadar soğuk olan kitap asla ısınmıyor.( Herşey' in başladığı, güneşin doğduğu yeri bulana dek) Siz de kitabın ana karakteri Gazâ kadar yalnızsınız ve üşüyorsunuz . Kendiniz de dahil kimseye güvenmiyor, iğreniyorsunuz.
Kitabın bölümleri rönesans resminde kullanılan dört temel teknikle adlandırılmış. Gazâ'nın gerek ani gerek yavaş yavaş işlenen renk değişimleri önünüze sabırla ilmek ilmek işlenmiş bir karakter çıkarıyor.
Benim en sevdiğim bölümlerden biri Gazâ'nın son Afgan gurupla yapmış olduğu deneydi. Bana çok sevdiğim "Das Experiment" filmini hatırlattı. İnsanın kendisine verilen rollere bu denli çabuk adapte olup zalimleşmesi veya ezikleşmesi filmde çok iyi işlenmişti. Kitaptaki bu bölüm gözümde filmden sahnelerle canlandı.
Ayrıca dikkatimi çeken bir diğer konu da Gazâ'nın yazmış olduğu milyonların birleşip aynı yöne yürüdüğü hikayeydi. Daha sonra Gazâ iyileşmek için bu birleşmeyi deneyecekti.
DahaHakan Günday · Doğan Kitap · 202517,1bin okunma
"Ne de olsa politika, insan bedenine giren yabancı bir madde gibiydi. Platin bir çubuk kadar yapaydı. Toplumdaki işbölümünün doğal olarak gelişmesinin önündeki en büyük engeldi. İnsan doğasına aykırıydı. Ama zaten insan da doğaya aykırıydı. Dolayısıyla yapılabilecek pek bir şey yoktu."